Skip to content
BEDEL BOSELI
Back to Articles

Hasankeyf on iki bin yıllık bir kaya şehriydi. Artuklu köprüsü, Eyyubi yapıları, Ilısu Barajı süreci, taşınan eserler ve 2020'de yükselen sular: belgeli veda.

Hasankeyf: Sular Altında Kalan On İki Bin YılKültür ve Hafıza
July 13, 202613 dakika read61 views

Hasankeyf: Sular Altında Kalan On İki Bin Yıl

Read in:TRENDE
Hasankeyf: Sular Altında Kalan On İki Bin Yıl

Bir Bakışta

  • Hasankeyf, Dicle kıyısında bir kaya şehriydi. Kaynakların çoğu buradaki yerleşim izlerini on iki bin yıl kadar geriye götürür.
  • Adın zinciri açıktır: Süryanice kifo (kaya) kökünden Arapça Hısn Keyfâ, yani kaya hisarı. Kurmancî'de Heskîf, Türkçede Hasankeyf oldu.
  • Kayalara oyulmuş yaklaşık dört bin mağara ev vardı. Kale kayalığı, vadiler ve çarşı tek dokuydu.
  • Şehir 1102-1232 arasında Artukluların başkentiydi. Dicle'nin üstündeki taş köprünün ana kemeri yaklaşık 40 metreydi; çağının en büyük açıklıklarından sayılır.
  • Eyyubilerin bir kolu burada yüzyıllarca melik unvanıyla hüküm sürdü. Er-Rızk Camii 1409'dan, Zeynel Bey Türbesi Akkoyunlu döneminden kalmadır.
  • Ilısu Barajı fikri 1954'te projeye döndü; temel 2006'da atıldı. 2009'da Almanya, Avusturya ve İsviçre, 153 koşul yerine gelmediği için kredi güvencelerini çekti.
  • Baraj 19-22 Temmuz 2019'da su tutmaya başladı. 2020'de aşağı şehir suların altında kaldı.
  • Zeynel Bey Türbesi 12 Mayıs 2017'de, 1.100 tonluk kütlesiyle 2 kilometre taşındı. Toplam yedi sekiz anıt yapı yeni alana götürüldü.
  • Mağaralar, çarşı dokusu ve köprü ayakları taşınamadı. Kasaba halkı yeni Hasankeyf'e yerleşti.
  • Bu yazı bir suçlama metni değil, bir tanıklık kaydıdır. Tarihler, kararlar ve taşınan taşlar konuşuyor.

Bugün Hasankeyf'e giden, bir tekneye biner. Motor yavaşlar, kayıkçı elini suya doğru uzatır: "Şurası çarşıydı." Su yeşil ve durgundur. "Şurada fırın vardı. Okul şuradaydı. Bizim ev az ileride."

Suyun altını gösteren bir el. Gösterdiği hiçbir şey görünmez. Yalnız kale kayalığının üst bölümü su üstünde durur; bir zamanlar yüksekten nehre bakan mağaralar, şimdi suya birkaç adım mesafededir.

Kayıkçının anlattığı şehirde insanlar on iki bin yıl yaşadı. Mağara oydular, köprü kurdular, minare diktiler, bostan ektiler. 2020'den beri orada balıklar geziyor. Bu yazı, o şehrin defterini kapanmadan önce bir kez daha açıyor.

Kayanın Adı: Hısn Keyfâ'dan Heskîf'e

Bir yerin en eski belgesi bazen adıdır. Bu şehrin adı, katman katman dil taşır.

Zincir şöyle kurulur: bölgenin eski dili Süryanicede kifo, kaya demektir. Araplar şehri Hısn Keyfâ diye kaydetti: kaya hisarı, kaya kalesi. Ad, sonraki her dilde biraz yontuldu. Kurmancî konuşan Kürtler Heskîf dedi. Türkçede Hasankeyf oldu; halk söyleyişi ada bir "Hasan" bile buldu. Oysa adın içinde kişi yok, kaya var. Dr. Mehrdad R. Izady, The Kurds el kitabında şehri Ortaçağ kaynaklarındaki Hisn Keyfâ adıyla ve antik Caphen kaydıyla anar.

Ad neden bu kadar önemli? Çünkü şehrin özeti oradadır. Burası kayanın şehriydi: ev kayaydı, kale kayaydı, merdiven kayaydı. İnsanlar taş yapı kurmadan önce kayayı oydular. Araştırmacılar burada yaklaşık dört bin mağara ev saydı. Kayalığın içinde yollar, su sarnıçları, ahırlar, ibadet yerleri vardı. Şehir, coğrafyanın üstüne kurulmamıştı; coğrafyanın içine kurulmuştu.

On İki Bin Yılın Katmanları

On iki bin yıl lafı ağır bir iddiadır; dayanağı nedir? Höyük, yani üst üste yerleşimlerin oluşturduğu tepe, burada kazılmıştır; çevresiyle birlikte yerleşim izlerini Neolitik çağa, tarımın başladığı ilk döneme kadar indirir. Kaynakların çoğu bu derinlikte birleşir; kesin sayı tartışılır, on ile on iki bin yıl aralığı anılır. Şu kadarı yeter: yazının icadından binlerce yıl önce burada insan yaşıyordu.

Yazılı çağlarda şehir el ele dolaştı: Roma ile Sasani arasında sınır kalesi oldu, sonra Arap yönetimlerine geçti. Büyük sıçrama 1102'de geldi; Kudüs'ün Haçlı eline düşmesinden üç yıl sonra Artuklu hanedanı burayı başkent yaptı. Artuklu yüzyılında (1102-1232) şehir köprüye, saraya ve surlara kavuştu. Dicle'nin üstüne kurulan taş köprünün ana kemeri yaklaşık 40 metre açıklıktaydı; yan gözleriyle birlikte çağının en büyük köprülerinden sayılır. Kervan yolları bu köprüden geçerdi; şehir bir geçidin kilidiydi.

Sonra Eyyubiler geldi. Selahaddin'in ailesinin bir kolu, imparatorluğun büyük sahnesi kapandıktan sonra bile bu kayalıkta melik, yani kral unvanıyla yüzyıllarca hüküm sürdü; o büyük hanedanın hikâyesi başka bir yazının konusudur. Bu dönemin taşları bugün de addır: Sultan Süleyman Camii, Koç Camii ve 1409 tarihli Er-Rızk Camii. Zarif gövdeli minareler, çarşının üstünde yükselirdi. Şerefxan, 1597'de tamamladığı Şerefname'de Hısn Keyf meliklerine yer ayırdı; ilk Kürt tarihinin sayfalarında bu şehir de vardır.

Bir katman daha: Akkoyunlular. Uzun Hasan'ın oğlu Zeynel, 1473'teki Otlukbeli savaşında öldü. Babası ona Hasankeyf'te bir türbe yaptırdı. Silindir gövdeli, firuze ve lacivert sırlı tuğlalarla bezeli bu yapı, Orta Asya üslubunu Dicle kıyısına taşır. Anadolu'da benzeri az bulunur.

Evliya Çelebi Hasankeyf'e Uğradığında

Şehrin erken tanıklarından biri de gezgindir. Evliya Çelebi, 1656'da Bağdat'tan kuzeye çıktı; Amadiya ve Cizre üzerinden Hasankeyf'e uğradı, Musul yoluyla döndü. Martin van Bruinessen'in incelemesi bu güzergâhı adım adım verir.

İşin dokunaklı yanı şudur: Seyahatname'nin bu bölümü hiç bitmedi. Evliya notlarını yazdı ama bölümü tamamlayamadı; el yazmasında boş bırakılmış sayfalar, doldurulmamış başlıklar durur. Bruinessen'e göre Evliya bu deftere ölümüne dek ek yapmayı sürdürdü. Yarım kalmış bir defter sayfası ile sular altında kalmış bir çarşı; iki eksik, birbirine benziyor. Gezginin Kürt coğrafyasındaki bütün yolculuğunu ayrı yazımızda anlattık.

Ilısu Barajı: Bir Kararın Uzun Gölgesi

Şimdi yüzyılımıza gelelim ve yalnız tarihleri konuşturalım.

Dicle üstünde büyük bir baraj fikri 1950'lerde doğdu; 1954'te proje halini aldı. 1982'de Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamına girdi, 1997'de yatırım programına alındı. Temel atma töreni 5 Ağustos 2006'da yapıldı. Amaç enerjiydi: Ilısu, Türkiye'nin en büyük hidroelektrik santrallerinden biri olacaktı.

İtirazlar da proje kadar eskidir. Arkeologlar, mimarlar, ekologlar ve bölge halkı yıllarca aynı cümleyi kurdu: bu göl, yeri doldurulamaz bir mirası örter. Kampanya uluslararasılaştı. 2007'de Avrupa kredi kuruluşlarıyla yapılan anlaşma, kültürel miras, çevre ve yeniden iskân konularında 153 koşula bağlandı. Koşullar yerine gelmedi. Belgeler açık: 7 Temmuz 2009'da Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetleri kredi güvencelerini geri çekti; ilgili bankalar da krediyi iptal etti. Bir baraj projesinin uluslararası finansmandan bu gerekçeyle çıkarılması, dünyada az görülmüş bir karardı.

Proje yine de durmadı. Türkiye yapımı iç kaynaklarla sürdürdü. 19-22 Temmuz 2019 günlerinde kapaklar kapandı; baraj su tutmaya başladı. Gölün etkilediği insan sayısında kaynaklar ayrışır: kampanya yürüten kuruluşlar yaklaşık iki yüz yerleşimden ve 70 bini aşkın insandan söz etti, resmi sayılar daha düşüktür. Aralık ne olursa olsun, on binlerce hayat yer değiştirdi.

Taşınan Eserler: Bir Türbenin Yolculuğu

12 Mayıs 2017 sabahı Hasankeyf'te az rastlanır bir manzara vardı. Beş yüz yıllık Zeynel Bey Türbesi, betondan bir kasaya alınmış, yüzlerce tekerlekli bir platformun üstüne bindirilmişti. Toplam yük yaklaşık 1.100 tondu. Platform, saatte birkaç yüz metre hızla, özel yapılmış bir yolda 2 kilometre ilerledi. Dört saat kadar sonra türbe yeni yerindeydi: Kültür Park alanı.

Bu, Türkiye'de bir anıtın bütün halinde taşındığı ilk büyük operasyondu. Ardı geldi. Artuklu Hamamı 2018 yazında taşındı; kütlesi 1.500 ton hesaplandı. Ekipler, İmam Abdullah Zaviyesi'ni (zaviye: küçük tekke) parçalar halinde götürdü. Er-Rızk Camii'nin minaresi ve 1.700 tonluk ana gövdesi de yol aldı. Kızlar Camii, Sultan Süleyman Camii'nin bazı bölümleri ve kalenin Orta Kapısı listeyi tamamladı. Toplamda yedi sekiz anıt yapı, eski şehirden yeni kıyıya göçtü.

Mühendislik açısından bu taşımalar gerçek bir başarıdır; bunu teslim etmek gerekir. Ama bir soruyu da yanına koymak gerekir: bir şehir kaç parçaya bölünüp kurtarılabilir? Türbe kurtuldu; türbenin baktığı vadi suyun altında.

Kurtarılamayan Doku

Taşınabilenin listesi kısadır; taşınamayanın listesi şehrin kendisidir.

Dört bin mağara taşınamadı. Kayalığın içindeki merdivenler, sarnıçlar, oyma odalar taşınamadı. Çarşı sokağı, kahvenin önündeki asırlık çınar gölgesi, evlerin nehre bakan pencereleri taşınamadı. Artuklu köprüsünün dev ayakları yerinde kaldı; su, onların da boyunu aştı. Aşağı şehrin dokusunu bugün ancak fotoğraflar, ölçüm çizimleri ve hafıza taşıyor.

Dr. Izady bu konuda erken ve sert bir kayıt düşmüştü: Kürdistan'da kurulan hemen her baraj, Kürt tarihinin bir parçasını boğar. Örnek de verir: Fırat üstündeki Atatürk Barajı, antik Samsat'ı tümüyle örtmüştü. Dr. Izady, Hasankeyf'te yitirilen konakları, medreseleri, camileri, hanları sayar ve uluslararası tepkiyi kaydeder; son dakika kurtarma kazılarının yetersizliğine karşı bölgede öfkenin taştığını yazar. Kendi görüşünü de saklamaz: bu barajlar çoğunlukla yalnız elektrik içindir ve aynı enerji daha az yıkımla üretilebilirdi. Bu, Dr. Izady'nin savunduğu görüştür; kaydı böyle düşüyoruz.

Bir kayıt daha: Hasankeyf, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne hiç aday gösterilmedi. Koruma kuruluşları şehrin liste ölçütlerinin neredeyse tümünü karşıladığını savundu; başvuru yapılmadı. Dicle'nin yukarısındaki komşu dosya ise 2015'te listeye girdi: Diyarbakır surları ve Hevsel Bahçeleri. Aynı nehir, iki kader.

Sular Yükselirken: 2019-2020

Su, bir şehri bir gecede yutmaz. Aylarca, santim santim yükselir. Hasankeyf'te de öyle oldu.

2019 yazında kapaklar kapandıktan sonra göl, vadi vadi ilerledi. İdare kasabayı boşalttı; halk, birkaç kilometre ötede kurulan yeni Hasankeyf'teki konutlara taşındı. Eski çarşının esnafı son kepenkleri kapattı. Fotoğrafçılar ve belgeselciler o aylarda şehre akın etti; eski Hasankeyf'in son görüntüleri, bir veda albümü gibi birikti. 2020 içinde aşağı şehir bütünüyle su altında kaldı.

Bugün yeni Hasankeyf'te hayat sürüyor: konutlar, okul, taşınan anıtların sıralandığı Kültür Park alanı, müze. Göl üstünde tekne turları yapılıyor; kayıkçılar suyun altındaki sokakları ezbere gösteriyor. Kimileri için bu bir gelişme hikâyesidir, kimileri için kapanmayan bir yara. İkisini de aynı sayfaya yazmak, tanıklığın gereğidir.

Hafıza Sorumluluğu: Suyun Üstünde Kalan

Peki şimdi ne yapmalı? Öfke retoriği kolaydır; sorumluluk daha zor.

Sorumluluğun adı kayıttır. Hasankeyf'in ölçümleri, fotoğrafları, kazı raporları, sözlü tanıklıkları dağınık durumdadır; bunları toplamak, dijitalleştirmek ve erişilir kılmak, sudan sonraki ikinci kurtarma operasyonudur. Kayıkçının "şurası çarşıydı" cümlesi de belgedir; yaşlı bir kadının mağara evini anlatışı da. Sözlü tanıklık kaydedilmezse, ikinci kez batar.

Bir de anlatma borcu var. Bugün doğan bir çocuk Hasankeyf'i yalnız gölden ibaret sanabilir. Ona adın zincirini söylemek gerekir: kifo, Hısn Keyfâ, Heskîf. Köprünün kırk metrelik kemerini, dört bin mağarayı, 1.100 tonluk türbenin yolculuğunu anlatmak gerekir. Sular yükselir, kayıt kalır. Bu sitenin derdi de budur: suyun üstünde kalan hafızayı taşımak.

Sık Sorulan Sorular

Hasankeyf nerede ve neden bu kadar önemliydi? Batman'a bağlı, Dicle kıyısında bir kaya şehriydi. Yerleşim izleri on iki bin yıl kadar geriye gider; Roma-Sasani sınırından Artuklu başkentliğine, Eyyubi meliklerinden Akkoyunlulara kesintisiz katman taşırdı. Yaklaşık dört bin mağara ev, anıtsal köprüsü ve camileriyle açık hava müzesi sayılırdı.

Hasankeyf adı nereden gelir? Süryanice kifo (kaya) kökünden. Arapça kayıtlarda Hısn Keyfâ, yani kaya hisarı diye geçer. Kurmancî söyleyişi Heskîf'tir; Türkçede Hasankeyf'e dönüştü.

Şehir ne zaman sular altında kaldı? Ilısu Barajı 19-22 Temmuz 2019'da su tutmaya başladı; 2020 içinde eski Hasankeyf'in aşağı şehri bütünüyle göl altında kaldı. Kale kayalığının üst bölümü su üstündedir.

Zeynel Bey Türbesi'ne ne oldu? Akkoyunlu dönemi türbesi, 12 Mayıs 2017'de yaklaşık 1.100 tonluk kütlesiyle özel platform üstünde 2 kilometre taşındı ve Kültür Park alanına yerleştirildi. Artuklu Hamamı, Er-Rızk Camii ve İmam Abdullah Zaviyesi gibi yapılar da taşındı.

Her şey kurtarıldı mı? Hayır. Yedi sekiz anıt yapı taşındı; mağara evler, çarşı dokusu, köprü ayakları ve kaya şehrinin kendisi yerinde kaldı ve su altındadır. Kurtarılan, şehrin parçalarıdır; şehrin bütünü değil.

Kaynaklar ve İleri Okuma

Temel kaynaklar (Bedel Boseli koleksiyonundan):

  • Dr. Mehrdad R. Izady, The Kurds: A Concise Handbook (4. baskı): Hisn Keyfâ'nın Eyyubi başkentliği, barajların Kürt mirasına etkisi ve Hasankeyf kaydı ("Natural Resources: Water" bölümü).
  • Martin van Bruinessen, "Kurdistan in the 16th and 17th Centuries, as Reflected in Evliya Çelebi's Seyahatname", The Journal of Kurdish Studies 3 (2000): Evliya'nın 1656 güney turu ve yarım kalan Hasankeyf defteri.
  • Şerefxan Bidlisi, Sharafnama (Dr. Mehrdad R. Izady edisyonu): Hısn Keyf melikleri bölümü.

Ek okuma:

  • Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi'nin Ilısu dosyaları ve 2009 kredi çekilme sürecine dair kampanya arşivi.
  • Zeynel Bey Türbesi koruma ve taşıma projesine dair teknik yayınlar ile Kültür ve Turizm Bakanlığı duyuruları.
  • bianet'in "1954'ten 2019'a Ilısu Barajı - Hasankeyf" kronolojisi ve dönem basın arşivi.

Sosyal Medya Özetleri

Aşağıdaki özetler paylaşım içindir; kopyalayıp kullanabilirsiniz.

  1. İnsanlar orada on iki bin yıl yaşadı: mağara oydular, köprü kurdular, minare diktiler. 2020'den beri suyun altında. Hasankeyf'in belgeli vedası: bedelboseli.com/hasankeyf-sular-altinda-kalan-tarih

  2. 12 Mayıs 2017: beş yüz yıllık Zeynel Bey Türbesi 1.100 tonluk kütlesiyle tekerlekler üstünde 2 kilometre yol aldı. Türbe kurtuldu; baktığı vadi kurtulamadı: bedelboseli.com/hasankeyf-sular-altinda-kalan-tarih

  3. Evliya Çelebi 1656'da Hasankeyf'e uğradı. Seyahatname'nin o bölümü hiç bitmedi: boş sayfalar, doldurulmamış başlıklar. Şehrin kaderi de defterine benzedi: bedelboseli.com/hasankeyf-sular-altinda-kalan-tarih

  4. 7 Temmuz 2009: Almanya, Avusturya ve İsviçre, 153 koşul yerine gelmedi diye Ilısu kredisinden çekildi. Baraj yine de bitti. Tarihler ve kararlarla Hasankeyf dosyası: bedelboseli.com/hasankeyf-sular-altinda-kalan-tarih

  5. Süryanice kifo: kaya. Arapça Hısn Keyfâ: kaya hisarı. Kurmancî Heskîf. Bir adın bin yıllık zinciri ve bir şehrin son yüzyılı: bedelboseli.com/hasankeyf-sular-altinda-kalan-tarih

Share this article