Skip to content
BEDEL BOSELI
Back to Articles

Şemseddin Sami, 1896'da ilk Türkçe ansiklopedide Kürdistan'ı 'büyük bir ülke' diye yazdı. M. Emin Bozarslan'ın gün ışığına çıkardığı maddelerin hikâyesi.

İlk Ansiklopedide Kürdistan ve KürtlerTarih ve Kimlik
July 13, 202613 dakika read69 views

İlk Ansiklopedide Kürdistan ve Kürtler

Read in:TRENDE
İlk Ansiklopedide Kürdistan ve Kürtler

Bir Bakışta

  • Tarihteki ilk Türkçe ansiklopedi olan Kamûs'ul-A'lâm, 1889-1898 arasında İstanbul'da altı cilt halinde yayımlandı. Yazarı Şemseddin Sami'ydi.
  • Ansiklopedinin adı "Özel Adlar Ansiklopedisi" anlamına gelir. Altı cilt toplam 4.830 sayfadır ve tek kişinin kaleminden çıkmıştır.
  • "Kürdistan" maddesi 1896 tarihli beşinci cilttedir; 3840-3843. sayfalarda yedi sütun tutar. Madde, Kürdistan'ı "büyük bir ülke" diye tanımlar.
  • Madde Kürtlerin ülkesini sınır sınır tarif eder, nüfusunu tartışır, dilini, geçimini ve tarihini özetler. Ksenofon'un Karduklarına kadar iner.
  • Ansiklopedinin başka onlarca maddesinde de Kürdistan adı geçer: Bitlis "Kürdistan'da bir kent", Kerkük "Kürdistan'ın Musul ilinde bir kent" diye tanıtılır.
  • Devlet onayıyla basılan bu kitapta "Türkiye" adında bir madde yoktur; çünkü o tarihte bu adı taşıyan bir ülke ya da bölge yoktu.
  • Maddeleri Osmanlıcadan bugünkü Türkçeye M. Emin Bozarslan çevirdi. Üç yılı aşan tarama, 2001'de Deng Yayınları'ndan kitap olarak çıktı.
  • Bozarslan, maddenin yüzüncü yılında, 1996'da ilk çeviriyi yayımlamıştı. Aynı yazar Şerefname'yi de Türkçeye kazandıran isimdir.
  • Kitabın kalıcı değeri şudur: bir halkın ve ülkesinin adı, on dokuzuncu yüzyıl bilgi dünyasının en resmi rafında kayıtlıdır.

İstanbul, Babıâli Caddesi, 1896. Yedi numaradaki matbaada makineler dönüyor. Matbaanın sahibi Ermeni bir yayıncı: Mihran Efendi. Basılan iş, dokuz yıldır süren dev bir projenin beşinci cildi. Dizgici o gün 3840. sayfayı bağlıyor. Sayfanın başındaki madde şöyle açılıyor: "Kürdistan: Batı Asya'da... büyük bir ülke."

Kitap yasak değil. Tam tersi: her cildin başında, Maarif Nezareti'nin eseri "takdir ve tahsin" ederek bastırdığı yazılı. Yani devlet beğenmiş, onaylamış.

Aradan yüz yıl geçiyor. Bu kez İsveç'te bir masa başındayız. Sürgündeki bir yazar, aynı sayfayı Arap harflerinden Latin harflerine aktarıyor. Adı M. Emin Bozarslan. İki adamın arasında bir alfabe değişikliği ve uzun bir inkâr dönemi duruyor. Bozarslan'ın derdi basit: o sayfada ne yazdığını herkes yeniden okuyabilsin.

Bu yazı, o sayfanın ve o emeğin hikâyesidir.

Dokuz Yılda Altı Cilt: Kamûs'ul-A'lâm

Önce eseri tanıyalım. Kamûs'ul-A'lâm, tarihteki ilk Türkçe ansiklopedidir. İlk cildi 1889'da, altıncı ve son cildi 1898'de İstanbul'da yayımlandı. Adı Arapçadır: "kamûs" büyük sözlük, "a'lâm" özel adlar demek. Bozarslan bu adı "Özel Adlar Ansiklopedisi" diye çevirir.

Boyutları bugün bile ürkütür. Altı cilt, toplam 4.830 sayfa; her sayfa iki sütun. Bozarslan bir hesap da ekler: Arap harfleri daha az yer kapladığından, eser Latin harfleriyle basılsa yaklaşık on iki cilt, 9.660 sayfa tutardı. İçinde ne mi var? Peygamberlerden ressamlara bütün önemli kişiler; Norveç'ten Şili'ye bütün ülkeler; şehirler, dağlar, ırmaklar, denizler.

Ve bütün bunları tek adam yazdı. Kurul yok, sekreterya yok, daktilo bile yok. Bozarslan bu emeği tek kelimeyle karşılar: dâhilik. Peki bu dâhi kimdi?

Şemseddin Sami Kimdi?

Şemseddin Sami 1850'de, bugünkü Arnavutluk'ta, Yanya'ya bağlı Fraşer'de doğdu. Arnavut kökenli bir Osmanlı aydınıydı. Yanya'daki Rum lisesinde okudu. Anadili Arnavutçanın yanında Osmanlıca, Arapça, Farsça, Fransızca, İtalyanca ve Yunanca biliyordu. 1871'de İstanbul'a yerleşti; 1880'de saray onu Askeri Teftiş Komisyonu kâtipliğine atadı.

Kalemi durmadı. Fransızca-Türkçe ve Türkçe-Fransızca sözlükler yazdı. 1886'da kendi anadilinin gramerini, "Arnavutça Gramer"i yayımladı. İlk Türkçe roman sayılan "Taaşşuk-ı Tal'at ve Fıtnat" onun imzasını taşır. Türkçenin ünlü sözlüğü "Kamûs-ı Türki"yi de o hazırladı. Yirmiden fazla kitabın sahibi, 1904'te İstanbul'da vefat etti.

Şu tabloya bakın: Arnavut bir yazar, Rum lisesinde okuyor, Türkçenin sözlüğünü yazıyor ve Türkçe ansiklopedisine Kürdistan'ı madde yapıyor. Bu tablo, on dokuzuncu yüzyıl Osmanlı dünyasının çok halklı gerçeğidir. Bozarslan'ın sunuşunun ana fikri de budur: o dünyada halkların adı vardı ve serbestçe yazılırdı.

"Büyük Bir Ülke": Kürdistan Maddesi Ne Diyor?

Gelelim maddenin kendisine. "Kürdistan" maddesi beşinci cilttedir; cilt 1896'da çıktı. Madde 3840. sayfada başlar, 3843'te biter: yedi sütun. Bir ansiklopedi için bu, hatırı sayılır bir yer demektir.

Madde şu tanımla açılır: Kürdistan, Batı Asya'da, en büyük bölümü Osmanlı yönetiminde, bir bölümü İran'a bağlı büyük bir ülkedir ve adını, halkının çoğunluğunu oluşturan Kürt halkından alır. Sami dürüst bir not düşer: bu ad idari değil coğrafidir; Kürtler dağınık ve başka halklarla karışık yaşadığından sınırı kesin çizmek güçtür. Yine de çizer: Urmiye ve Wan göllerinden Kerxe ve Diyale ırmaklarına uzanan, üçgene, "daha doğrusu armuda" benzeyen bir ülke. Uzunluğu yaklaşık 900 kilometre. Komşuları: Azerbaycan, Acem Irakı, Loristan ile Arap Irakı, Cezire ve Anatoli.

Madde nüfusu da tartışır. Kürtlerin toplam sayısını iki buçuk milyona yakın verir; bunun bir buçuk milyonu Osmanlı topraklarındadır. Sami, Kürtlerin Kürdistan'la sınırlı olmadığını da yazar: Halep ve Şam yörelerinde, Anadolu'nun her tarafında, Kafkasya'da, Horasan'da, hatta Afganistan'da Kürtler vardır.

Sonra ülkenin kendisi gelir. Dağlar, otlaklar, Dicle'ye koşan ırmaklar. Ürünler: buğday, arpa, tütün, pamuk, pirinç. Bodur meşe yaprağından toplanan kudret helvasının şeker yerine kullanıldığı bile kayıtlıdır. Güney tarafta petrol bulunduğunu not eder; yıl 1896'dır, Kerkük petrolünün dünya meselesi olmasına çeyrek yüzyıl vardır. Taşımacılık tek araca bakar: Dicle'de yüzen kelekler.

Tarih bölümü daha da ilginçtir. Sami, Ksenofon'u anar: Yunan komutan M.Ö. 401'de bu dağlarda "Kardux" adlı bir halkla karşılaşmıştı. Sami'ye göre Kardux, "Kürd" adının Yunan ağzındaki biçimidir; demek ki bu topraklar 2.300 yıl önce de Kürtlerle meskûndu. Madde oradan Med ve Asur çağına, İslam dönemine, Selahaddin Eyyubi'ye ve 1514'e uzanır: Kürt beyleri, İdris-i Bitlisi'nin aracılığıyla, kendi istekleriyle Osmanlı tarafını tutmuştur.

Dil konusunda ise madde iki yüzlüdür. Bir yandan Kürtçenin Farsçaya ve ondan da çok eski Pehlevi diline benzediğini yazar; Kürtçe şiirlerin ve edebi kitapların varlığını kabul eder. Öbür yandan dili "sert ve kaba" diye niteler. Ve çarpıcı bir itirafta bulunur: Avrupalılar Kürtçenin gramerini ve sözlüğünü çoktan yayımlamıştır; "İslâmi dillerimizde" ise bu dil üzerine henüz hiçbir şey yazılmamıştır. Bu tek cümle, kürdolojinin neden önce Roma'da ve Petersburg'da doğduğunu anlatır; o hikâyeyi ayrı yazımızda anlattık.

Madde Nerede Sağlam, Nerede Eskidi?

Yüz yirmi yıllık bir ansiklopedi maddesini bugün nasıl okumalı? İki gözle: saygıyla ve eleştiriyle.

Sağlam yanı açıktır. Coğrafya tarifi, şehir listeleri, ürünler, aşiret düzeni, mezhep dağılımı: bunlar dönemin en derli toplu Türkçe özetidir. Sami ölçülü konuşur; bilmediği yerde "yaklaşık olarak diyebiliriz" der. Kaynak disiplinine yatkın bir kafadır.

Eskiyen yanları da vardır. Madde, Medlerin kökenini bilinmez sayar ve onların "Turanlı", yani Türk soyundan olduğunun sanıldığını yazar. Bu, o çağda dolaşan bir iddiaydı; bugünkü araştırmalar Medleri İranik dilli halklar arasına koyar. Kürtleri de Medlere değil, doğudan gelmiş bir göçe bağlar Sami; bu köken şeması da artık tartışmalıdır. Bozarslan, çevirisine düştüğü notta bu "sanı"nın Kürtler arasındaki yaygın Med kanısıyla çeliştiğini belirtir ve 1919'da bu konuyu işleyen Kürt yazar Xelîl Xeyalî'nin yazı dizisini hatırlatır. Kardux-Kürt özdeşliği de benzer durumdadır: Sami'nin çağında kesin sayılırdı, sonraki dilbilim bunu tartışmaya açtı. Bilim burada hâlâ ikiye ayrılıyor.

Bir de önyargı tortusu var. "Sert ve kaba" dil nitelemesi bilgi değil, kulak alışkanlığıdır. Kürtçe yazan şairlerin, Ehmedê Xanî'nin, Melayê Cizîrî'nin, Feqiyê Teyran'ın ansiklopedide madde olmaması da düşündürücüdür. Arapça ve Farsça yazan Kürt âlimler kitapta yer bulur; kendi dilinde yazanlar bulmaz. Bozarslan bu boşluğu açıkça not eder: o şairler Osmanlı kültür çevrelerinde tanınmıyordu. Ansiklopedi, çağının görüş alanıyla sınırlıdır; görmediği şey, olmayan şey değildir.

Harita Sadece Bir Madde Değil

Kamûs'ul-A'lâm'ın tanıklığı tek maddeyle bitmez. Bozarslan altı cildi sayfa sayfa taramış ve Kürdistan adının ansiklopedinin dokusuna işlediğini göstermiştir.

Örnekler kitaptan: "Anatoli" maddesi, bölgenin güneydoğudan "Kürdistan, Cezire ve Suriye ile sınırlı" olduğunu yazar. "Irak" maddesi, bölgeyi Bağdat'ın üst tarafından başlatır; yani Irak, maddede Kürdistan'ın güney komşusudur. "Bitlis" maddesi kenti "Kürdistan'da bir kent" diye tanıtır; "Kerkük" maddesi "Kürdistan'ın Musul ilinde bir kent" der. "Asya-yı Osmani" maddesi Osmanlı Asyası'nı beş parçaya ayırır: Anatoli, Suriye, Cezire, Irak ve Kürdistan. Dicle, Wan, Botan suyu, Ararat maddelerinde hep aynı ad geçer.

Nüfus konusunda da ilginç bir belge vardır. "Memalik-i Osmaniye" maddesindeki tabloya göre imparatorlukta yaklaşık on bir buçuk milyon Arap, on milyon Türk, bir buçuk milyon Kürt yaşar. Bozarslan bu rakamın resmi kayıt olduğunu, dağlık ülkede kayda girmeyenlerle birlikte gerçek sayının çok daha yüksek, belki iki katı olabileceğini savunur. Aynı titizlikle, maddedeki iki sayının baskı hatası olduğunu da gösterir: İran Kürtleri için dizilen 7.500, aslında 750.000 olmalıdır. İyi editörlük budur: kaynağı hem aktarmak hem sınamak.

Ve meşhur boşluk: bu koca ansiklopedide "Türkiye" maddesi yoktur. "Türkler" maddesi vardır, halk olarak; ama ülke ya da bölge adı olarak Türkiye, 1898'in bilgi dünyasında henüz bulunmaz. Bozarslan'ın sunuşu bu nokta üzerine sert bir siyasi tartışma kurar ve yirminci yüzyılın yasaklarıyla acı bir karşılaştırma yapar: yüz yıl önce serbest olan ad, yüz yıl sonra yasaktı. Biz bu tartışmanın belgelik çekirdeğini alıyoruz: adların haritası, 1898'de böyleydi. Gerisini okur kendi terazisinde tartar.

Yüz Yıl Sonra Gelen Çeviri: Bozarslan'ın Emeği

Peki bu maddeler neden yeniden çevrilmek zorunda kaldı? Çünkü 1928'deki harf değişikliği, yeni kuşaklarla bu kaynak arasına duvar ördü. Arap harfli Türkçeyi okuyamayan okur için Kamûs'ul-A'lâm kapalı bir sandıktı.

Sandığı açan adam, Kürt yayıncılığının emektarı M. Emin Bozarslan oldu. Bozarslan bu işlerin yabancısı değildi: Ehmedê Xanî'nin Mem û Zîn'ini 1968'de Türkçeyle buluşturmuş, Şerefname'yi 1971'de Türkçeye çevirmişti; o çevirinin hikâyesi Şerefname yazımızdadır. Sürgünde, 1985-88'de, 1918-19 İstanbul'unun Kürt dergisi JİN'i beş cilt halinde yeniden yayımlamıştı.

Kamûs'ul-A'lâm çalışması şöyle ilerledi. Kürdistan maddesinin yüzüncü yılında, 1996'nın Kasım ayında, Bozarslan maddenin çevirisini İstanbul'da çıkan haftalık Hêvî gazetesinde iki bölüm halinde yayımlattı. Sonra işi büyüttü: altı cildin tamamını taradı, Kürdistan ve Kürtlerle ilgili bütün maddeleri çevirdi. Üç yılı aşan bu emek, önce gazete sayfalarında tefrika edildi; Mart 2001'de Deng Yayınları'ndan kitap olarak çıktı: "Tarihteki İlk Türkçe Ansiklopedide Kürdistan ve Kürdler".

Çevirinin ilkeleri de kayda değer. Bozarslan yer adlarını ansiklopedideki biçimiyle korur: Diyarbekir, Wan, Melazıkürd, Xerput. Hicri tarihlerin yanına miladi karşılıklarını ekler. Kitabın sonuna yüzlerce açıklama notu koyar. Halkın adını da bilinçli olarak "Kürd" diye yazar; gerekçesini ayrı bir bölümde anlatır: bu adın aslı bütün dillerde "d" iledir. Katılırsınız ya da katılmazsınız; ama tercihin gerekçesi açıktır ve belgeye dayanır.

Bir Adın Kayıtta Olması Neden Önemli?

Şimdi baştaki soruya dönelim. Bir ansiklopedi maddesi neden bu kadar dert edilir?

Çünkü ansiklopedi, bilgi dünyasının tapu dairesi gibidir. Oraya giren ad, çağının ortak bilgisine girmiş demektir. Kamûs'ul-A'lâm bir Kürt propagandası değildi; İstanbul'da, devlet onayıyla, herkes için basılan bir başvuru kitabıydı. Kürdistan o kitapta kendine ayrılmış yedi sütunda durur. Alfabetik düzenin soğukluğu, burada tanıklığın gücüne dönüşür: madde, kimseyi ikna etmeye çalışmaz; sadece kaydeder.

Tarihin cilvesine bakın: ansiklopedinin son cildi 1898'de çıktı. Aynı yıl Kahire'de ilk Kürt gazetesi yayına başladı; adı da Kürdistan'dı. O gazetenin hikâyesini "bir varlık bildirimi" diye anlatmıştık. İkisini yan yana koyunca yüzyıl dönümünün fotoğrafı netleşir. İçeriden bir ses, sürgünde kendi gazetesini çıkarır; dışarıdan bir kayıtçı, başkentin ansiklopedisine aynı adı yazar. Biri bildirim, öbürü belge. Bir halkın adı, aynı anda hem kendi sesinde hem çağının bilgi rafındadır.

Bozarslan'ın kitabı bize o rafı yeniden açtı. Babıâli'deki matbaanın harfleri çoktan dağıldı; sayfa duruyor. İyi kayıt, matbaadan uzun yaşar.

Sık Sorulan Sorular

Kamûs'ul-A'lâm nedir? Şemseddin Sami'nin yazdığı, 1889-1898 arasında İstanbul'da altı cilt halinde yayımlanan özel adlar ansiklopedisidir. Tarihteki ilk Türkçe ansiklopedi kabul edilir; kişiler, ülkeler, şehirler ve coğrafi adlar hakkında 4.830 sayfalık bilgi içerir.

Ansiklopedide Kürdistan maddesi var mı? Var. "Kürdistan" maddesi 1896 tarihli beşinci ciltte, 3840-3843. sayfalarda yer alır ve Kürdistan'ı "büyük bir ülke" diye tanımlar. Ayrıca Bitlis, Kerkük, Wan, Dicle gibi onlarca maddede Kürdistan adı geçer; kısa bir "Kürd" maddesi de vardır.

Şemseddin Sami kimdir? 1850'de Fraşer'de doğmuş Arnavut kökenli bir Osmanlı yazarı ve sözlükçüsüdür. Kamûs-ı Türki'nin ve ilk Türkçe romanın yazarıdır. 1904'te İstanbul'da vefat etti.

Bu maddeleri Türkçeye kim kazandırdı? M. Emin Bozarslan. Kürdistan maddesini yüzüncü yılında, 1996'da çevirip yayımlattı; ardından altı cildi tarayarak Kürtlerle ilgili bütün maddeleri çevirdi. Çalışma 2001'de Deng Yayınları'ndan kitap olarak çıktı. Bozarslan, Şerefname'nin ve Mem û Zîn'in de çevirmenidir.

Ansiklopedide "Türkiye" maddesi neden yok? Çünkü ansiklopedinin yazıldığı yıllarda Türkiye adında bir ülke ya da coğrafi bölge tanımı yoktu; devletin adı Osmanlı Devleti'ydi. Kitapta halk olarak "Türkler" maddesi vardır. Bu tespit, çevirmen Bozarslan'ın kitapta belgelediği noktalardan biridir.

Kaynaklar ve İleri Okuma

Temel kaynaklar (Bedel Boseli koleksiyonundan):

  • Şemseddin Sami, Tarihteki İlk Türkçe Ansiklopedide Kürdistan ve Kürdler, Osmanlıcadan çeviren: M. Emin Bozarslan (Deng Yayınları, İstanbul, Mart 2001). Bu yazıdaki bütün madde alıntıları, cilt ve sayfa numaraları, baskı yılları ve çevirmen notları bu kitaptandır.
  • Aynı kitabın "Sunuş" bölümü: ansiklopedinin künyesi, Şemseddin Sami'nin yaşamöyküsü ve çevirinin yöntemi.
  • Aynı kitabın "Açıklamalar ve Tamamlayıcı Bilgiler" bölümü: baskı hatası düzeltmeleri, Ksenofon ve Med tartışması notları.

Ek okuma:

  • Şemseddin Sami, Kamûs-ı Türki (1899-1900); Bozarslan'ın aktardığına göre 1900 basımındaki "Kürdistan" maddesi, Cezire'nin doğu ve kuzeyini de Kürdistan'a katar.
  • M. Emin Bozarslan'ın yeniden yayımladığı JİN dergisi ciltleri (1985-88) ve Şerefname çevirisi (1971).
  • Ehmedê Xanî, Mem û Zîn, M. Emin Bozarslan çevirisi.

Sosyal Medya Özetleri

Aşağıdaki özetler paylaşım içindir; kopyalayıp kullanabilirsiniz.

  1. İstanbul, 1896. Devlet onaylı ilk Türkçe ansiklopedi, beşinci cildinde şöyle yazdı: "Kürdistan: Batı Asya'da büyük bir ülke." Yedi sütunluk maddenin hikâyesi: bedelboseli.com/ilk-ansiklopedide-kurdistan

  2. Kamûs'ul-A'lâm'da Bitlis "Kürdistan'da bir kent", Kerkük "Kürdistan'ın Musul ilinde bir kent". Peki "Türkiye" maddesi? Yok; çünkü o tarihte bu ad yoktu: bedelboseli.com/ilk-ansiklopedide-kurdistan

  3. Arnavut bir yazar, Türkçenin ilk ansiklopedisini tek başına yazdı ve Kürdistan'ı madde yaptı. Şemseddin Sami'nin kaydı: bedelboseli.com/ilk-ansiklopedide-kurdistan

  4. Harf değişikliği kaynağı sandığa kilitledi. M. Emin Bozarslan altı cildi taradı, Kürt maddelerini yüz yıl sonra yeniden okunur kıldı: bedelboseli.com/ilk-ansiklopedide-kurdistan

  5. Aynı on yılda iki kayıt: 1898'de Kahire'de Kürdistan gazetesi, İstanbul'da ansiklopedinin son cildi. Biri bildirim, öbürü belge: bedelboseli.com/ilk-ansiklopedide-kurdistan

Share this article