Skip to content
BEDEL BOSELI
Back to Articles

Cegerxwîn (1903-1984): Gercüş'te doğdu, Suriye'de mele oldu, cübbeyi bırakıp ağalığa ve cehalete karşı yazdı. Sürgün şairinin belgelerle izlenen hayatı.

Cegerxwîn: Sürgünün ŞairiEdebiyat ve Dil
July 13, 202612 dakika read65 views

Cegerxwîn: Sürgünün Şairi

Read in:TRENDE
Cegerxwîn: Sürgünün Şairi

Bir Bakışta

  • Cegerxwîn 1903'te, bugün Batman iline bağlı Gercüş yöresinin Hesar köyünde doğdu. Asıl adı Şêxmûs'tur.
  • Aile, Birinci Dünya Savaşı yıllarında sınırın güneyine, bugünkü Suriye tarafındaki Amûdê yöresine göçtü.
  • Medreselerde okudu, icazet aldı, köylerde melelik yaptı. Sonra cübbeyi bıraktı ve ömrünü şiire verdi.
  • Mahlası bir teşhistir: Kürtçede "ciger" ciğer, "xwîn" kan demektir. Cegerxwîn, ciğeri kanayan adam.
  • Şiirinin hedefi dışarıdan önce içerideydi: ağalık düzeni, şêx otoritesi ve cehalet. En bilinen nakaratı tek kelimedir: bese, yani yeter.
  • Sol siyasete girdi; Stalin'e övgü şiiri bugün antolojilerde kayıtlıdır. Sonraki yıllarda yönünü Kürt örgütlenmesine çevirdi.
  • Bağdat'ta Kürt dili üstüne çalıştı: 1961'de bir dil bilgisi kitabı, 1962'de bir sözlük yayımladı.
  • Şiirleri Erivan Radyosu'nda okundu, ünlü seslerin kayıtlarıyla ezbere yayıldı. Divanı Kîme Ez 1973'te Beyrut'ta basıldı.
  • 1979'da İsveç'e gitti. Son divanları ve iki ciltlik Kürdistan tarihi Stockholm'da basıldı.
  • 1984 sonbaharında Stockholm'de vefat etti; cenazesi Qamişlo'ya götürüldü. Bugün adı, modern Kürt şiirinin kurucuları arasında anılır.

Stockholm, 26 Eylül 1979. Yetmiş altı yaşında bir adam, kuzeyin erken kararan akşamında kâğıda eğilmiş. Kürtçe bir şiir yazıyor. Şiir bir sevgiliye, belki bir memlekete sesleniyor ve şu dörtlükle bitiyor: "Ji te dûrim te nabînim / Li ser te ez ciger xwînim / Çi bêjim ko nikarim bêm / Di îro ez swêdîme." Türkçesi şudur: Senden uzağım, göremiyorum seni. Senin için ciğeri kanayanım. Ne söyleyeyim, gelemiyorum; bugün İsveç'teyim.

Dizeyi imzalayan adamın mahlası zaten bu: Cegerxwîn, ciğeri kanayan. Şair yarım yüzyıl önce seçtiği adını, hayatının son durağında bir şiirin içine gizliyor. Tarih ve yer kayıtlı; şiir, ölümünden sonra basılan divanında duruyor.

Bu yazı o adamın izini sürüyor: Gercüş'te bir köy odasından Şam'a, Bağdat'a, Beyrut'a ve Stockholm'e uzanan bir ömür. Yol uzun; belgeler elimizde.

Hesar'dan Amûdê'ye: Bir Çocukluğun Haritası

Kayıtlar doğum yılını 1903 olarak verir. Yer, Gercüş yöresindeki Hesar köyüdür; bölge o gün Osmanlı vilayetiydi, bugün Batman iline bağlıdır. Aile yoksuldu. Yaşamöyküleri anne ile babanın erken öldüğünü, çocuğun el evlerinde büyüdüğünü yazar.

Sonra harita değişti. Birinci Dünya Savaşı yıllarında aile güneye, bugünkü Suriye tarafındaki Amûdê yöresine göçtü. Birkaç yıl sonra araya bir devlet sınırı çizildi. Doğduğu köyle büyüdüğü kasaba artık iki ayrı ülkedeydi. Cegerxwîn'in kuşağı için sürgün bir olay değil, bir doğum koşuluydu.

Peki yoksul bir yetim o çağda nasıl okur? Tek kapı medresedir. Medrese, cami çevresinde din eğitimi veren geleneksel okuldur; ders dili Arapça olsa da hocaları ve öğrencileri Kürtçe yaşardı. Genç Şêxmûs köy köy dolaşıp okudu. Kaynaklar icazet yılını 1925 dolayında verir; icazet, hocanın öğrencisine verdiği yeterlilik belgesidir. Artık o bir meleydi: köyün imamı, hocası, nikâh ve cenaze adamı.

Mele Şêxmûs Nasıl Cegerxwîn Oldu?

Melelik ona iki şey verdi: klasik eğitim ve halkın içinde bir kürsü. Medrese yıllarında Melayê Cizîrî'nin ve Ehmedê Xanî'nin divanlarıyla tanıştı; Kürt şiirinin bu iki dağını sitemizde ayrıca anlattık. Kürsü ise ona köylünün hayatını gösterdi: borçlu çiftçiler, ağanın önünde eğilen babalar, okulsuz çocuklar.

Bu iki bilgi birbirini besledi ve bir mahlas doğurdu. Şiirlerini Şêxmûs adıyla değil, Cegerxwîn adıyla imzaladı: ciğeri kanayan. Mahlas bir edebi süs değil, bir teşhisti. Neye kanıyordu bu ciğer? Kendi dizeleri cevap verir: halkının yoksulluğuna, bölünmüşlüğüne ve uykusuna.

1930'larda Şam'da yeni bir kapı açıldı. Celadet Alî Bedirxan'ın çıkardığı Hawar dergisi, Kürtçeyi Latin harfleriyle yazmaya başlamıştı; derginin hikâyesi bu sitede ayrı bir yazıdır. Kaynakların çoğu Cegerxwîn'i bu derginin yazar kadrosu içinde sayar. Medrese çıkışlı mele, alfabe değiştiren bir edebiyatın kurucularına katıldı.

Cübbeyi bırakışı da bu yıllara denk düşer. Kesin bir tarih vermek zor; yaşamöyküleri süreci 1930'ların sonuna, 1940'lara yayar. Kesin olan sonuçtur: kürsüden indi, bir daha çıkmadı. Halk yine de ona hocalığından kalan adla seslendi: Seydayê Cegerxwîn, yani Cegerxwîn Hoca.

Ağaya ve Cehalete Karşı: Tek Kelimelik Nakarat

Cegerxwîn'in şiiri ne anlatır? En ünlü şiirlerinden biri şöyle açılır: "Mela banga sibê didî / Dibê: ji xew rabin, bese / Ev bû hezar sal kolene / Ta key di xewde bin, bese." Türkçesi: Mele sabah ezanını okuyor. Diyor ki uykudan kalkın, yeter. Bin yıldır kölesiniz. Ne zamana dek uyuyacaksınız, yeter.

Dikkat edin: ezanı okuyan mele, halkı namaza değil uyanmaya çağırıyor. Eski mele, kendi eski kürsüsünü şiirin içinde yeniden kuruyor. Nakarat tek kelime: bese, yeter. Aynı şiir devam eder ve suçluyu içeride arar: okumuş ve bilge olmadıkça, dersiz ve devletsiz kaldıkça bu uyku sürecek.

Hedef tahtasında üç kurum vardı. Birincisi ağalık düzeni: toprağı tutan, köylüyü borçlandıran beyler. İkincisi kimi şêx ve mele takımı: halkın sırtından geçinen din adamları; bunu söyleyen kişinin kendisinin medrese çıkışlı olması sözü ağırlaştırır. Üçüncüsü cehalet: Cegerxwîn için okul, silahtan önce gelir. Şiirlerinde övgü nesnesi kılıç değil, kalem ve kitaptır.

Dili de davasına uygundu. Divan geleneğinin ağır süslerini bıraktı; köylünün günlük Kürtçesiyle, ezberlenecek ölçüyle yazdı. Sonuç ölçülebilir: şiirleri okuma yazma bilmeyenlerin ağzında dolaştı. Bir şairin başına gelebilecek en büyük şey belki de budur: kitabının okunması değil, kitapsız çoğalması.

Şair Politikaya Girince: Parti, Stalin, Zerdüşt

Toplumcu şiir onu örgütlü siyasete taşıdı. 1940'ların sonunda Suriye Komünist Partisi'ne katıldı; üyelik yıllarını kaynaklar küçük farklarla verir. Bu dönemin belgesi şiirlerindedir. Stalin'in yetmişinci yaşı için yazdığı övgü şiiri, Selim Temo'nun Kürt şiiri antolojisine girmiştir: "Ey büyük Stalin, çok yaşasın ilkelerin" diye açılır. Dönemin pek çok Ortadoğulu şairi gibi Cegerxwîn de Moskova'da bir kurtuluş umudu gördü.

Umut kalıcı olmadı. 1950'lerin sonuna doğru partiden koptu; gerekçesini yaşamöyküleri, Kürt meselesinin partide karşılık bulmayışına bağlar. Yönünü Kürt örgütlenmesine çevirdi. Şam yönetimleriyle başı defalarca derde girdi; gözaltılar ve baskı dönemleri kayıtlıdır. Ayrıntılarda kaynaklar ayrışır; çizgi nettir: iktidarlarla barışmadı.

İnanç cephesi de düz bir çizgi değildir. Dr. Mehrdad R. Izady, Kürt aydınlarının bir kesiminin yirminci yüzyılda Zerdüştlüğe duyduğu ilgiyi anlatırken Cegerxwîn'i örnek verir: şair, ömrünün ve eserinin büyük bölümünde Zerdüştlüğü İslam'ın karşısında yüceltti. Beşinci divanının adı bunu doğrular: Zend-Avesta, Zerdüştlüğün kutsal metninin adıdır. Dr. Izady aynı yerde eğrinin sonunu da çizer: şair ömrünün sonuna doğru, ruhban sınıfsız ve idealleştirilmiş bir İslam tasavvuruna yaklaştı. Mele olarak başlayan hayat, inançla hesaplaşarak kapandı.

Bağdat Kürsüsü, Beyrut Matbaası

Cegerxwîn yalnız şair değildi; dilin işçiliğini de üstlendi. 1950'lerin sonunda Bağdat'a gitti. Irak'ta o yıllarda Kürtçe, Türkiye'dekinin aksine, yayın ve eğitim alanına sahipti; bu karşıtlığın hikâyesi sitemizdeki Kürtçe yasakları yazısındadır. Bağdat'ta 1961'de Kürtçenin yapısı üstüne bir dil bilgisi kitabı, 1962'de bir Kürtçe sözlük yayımladı; ikisi de Stockholm'daki Kürt Kütüphanesi'nin bibliyografyasında kayıtlıdır. Kaynakların bir kısmı üniversitede Kürt edebiyatı okuttuğunu, bir kısmı radyonun Kürtçe bölümünde çalıştığını yazar.

Sonra yeniden Suriye, yeniden baskı dönemleri. Divanları sınır tanımayan bir coğrafyada basıldı: ilk divan 1940'larda Şam'da çıkmıştı; üçüncü divan Kîme Ez, 1973'te Beyrut'ta basıldı. Adı bir sorudur: Kimim ben? Soru, kimliği yasaklanmış bir halkın çocuklarında karşılık buldu.

Şiir bu yıllarda sesle buluştu. Erivan Radyosu'nun Kürtçe yayınları onun şiirlerini de okudu; radyonun hikâyesini sitemizde ayrıca anlattık. Ünlü sesler dizelerini besteledi; Şivan Perwer'in okuduğu "Kîne Em" kayıtları bu dizeleri kitlelere taşıdı. Kaset çalan her evde artık Cegerxwîn de vardı; çoğu dinleyen, şairin adını bilmeden dizeleri ezberledi.

Son Durak Stockholm: Divanların Kuzey Baskıları

1979'da, yetmiş altı yaşında, İsveç'e gitti. Seçim şaşırtıcı görünebilir; değildi. İsveç o yıllarda Kürt yayıncılığının merkezine dönüşüyordu; bu dönüşümü ayrı bir yazıda anlattık. Yaşlı şair, kitaplarını basacak matbaaların ve onu okuyacak bir sürgün topluluğunun ortasına yerleşti.

Verim düşmedi, arttı. Stockholm'daki Roja Nû yayınevi divanlarını art arda bastı: Ronak 1980'de, Zend-Avesta 1981'de, Şefeq 1982'de, Hêvî 1983'te. Aynı yayınevi iki ciltlik Kürdistan tarihini (1985, 1987) ve Kürt folkloru derlemesini (1988) yayımladı. Son divan Aşitî, yani Barış, 1984'ten sonra basılabildi. Hayat hikâyesini de yaşlılığında yazdırdı; kitap ölümünden on yıl sonra Stockholm yakınlarındaki APEC yayınevinden çıktı, Türkçesi 2003'te İstanbul'da basıldı.

1984 sonbaharında Stockholm'de vefat etti; kaynakların çoğu 22 Ekim tarihini verir. Cenazesi, ömrünün şehri Qamişlo'ya götürüldü. Kaynaklar defin gününü büyük bir kalabalıkla anlatır; mezarının evinin bahçesinde olduğu yaygın olarak yazılır. Seksen bir yıllık ömrün hesabı sade: dört ülkede yaşadı, hiçbirinde konuk olmadı, hepsinde Kürtçe yazdı.

Ezber Nasıl Miras Olur?

Cegerxwîn'den geriye ne kaldı? Önce rakam: Kürt Kütüphanesi'nin bibliyografyası sekiz divan sayar; adları kayıtlarda küçük yazım farklarıyla geçer: Sewra Azadî, Kîme Ez, Ronak, Zend-Avesta, Şefeq, Hêvî, Aşitî ve ilki. Divanlar 1990'lardan itibaren İstanbul'da yeniden basıldı. Yasak yıllarında Beyrut'ta ve Stockholm'de basılan kitaplar, sonunda okurunun ülkesine döndü.

Sonra ölçüsü zor olan miras: ezber. Şiirleri bugün de düğünlerde, gecelerde, sosyal medya paylaşımlarında dolaşıyor. Edebiyat tarihçileri onun sanatını tartışır; kimi, siyasal şiirinin sanatını gölgelediğini yazar, kimi onu modern Kürt şiirinin kurucusu sayar. Bilim burada ikiye ayrılıyor ve bu sağlıklı bir tartışmadır. Halkın kararı ise verilmiş görünüyor: bir şair ancak bu kadar ezberlenir.

Son söz için şairin sorusuna dönelim. Kîme Ez, kimim ben? Cegerxwîn bu soruya bir ömürle cevap verdi: Hesarlı bir yetim, Amûdêli bir mele, Şamlı bir dergi yazarı, Bağdatlı bir dil işçisi, Stockholmlü bir sürgün. Ve hepsinin toplamı: ciğeri kanayan, kalemi kanamayan bir adam.

Sık Sorulan Sorular

Cegerxwîn ne demek, şairin asıl adı nedir? Kürtçede "ciger" ciğer, "xwîn" kan demektir; Cegerxwîn "ciğeri kanayan" anlamına gelen bir mahlastır. Şairin asıl adı Şêxmûs'tur; halk arasında hocalığından kalan sıfatla Seydayê Cegerxwîn diye anıldı.

Cegerxwîn nerede doğdu, nerede vefat etti? 1903'te Gercüş yöresinin Hesar köyünde doğdu; bölge bugün Batman iline bağlıdır. Ailesi savaş yıllarında bugünkü Suriye tarafına göçtü. 1984'te Stockholm'de vefat etti; cenazesi Qamişlo'ya götürüldü.

Cegerxwîn'in kaç divanı vardır? Stockholm'daki Kürt Kütüphanesi'nin bibliyografyası sekiz divan kaydeder. Aralarında Kîme Ez (Beyrut, 1973), Ronak (1980), Zend-Avesta (1981), Şefeq (1982), Hêvî (1983) ve ölümünden sonra basılan Aşitî (1985) vardır. Ayrıca dil bilgisi kitabı, sözlük, folklor derlemesi ve iki ciltlik tarih çalışması yayımladı.

Şiirleri neden bu kadar ezberlendi? Çünkü halkın günlük diliyle, ezber ölçüsüyle ve halkın dertleri üstüne yazdı: ağalık, yoksulluk, cehalet, bölünmüşlük. Erivan Radyosu yayınları ve ünlü seslerin besteleri şiirleri okuma yazma bilmeyen kitlelere de taşıdı.

Cegerxwîn hangi siyasi çizgideydi? Gençliğinde toplumcu şiirin ve sol siyasetin içindeydi; Suriye Komünist Partisi'ne katıldı, Stalin'e övgü şiiri yazdı. 1950'lerin sonunda partiden koptu ve Kürt örgütlenmesine yöneldi. İktidarlarla hiçbir döneminde barışmadı.

Kaynaklar ve İleri Okuma

Temel kaynaklar (Bedel Boseli koleksiyonundan):

  • Kürt Kütüphanesi (Stockholm) web arşivi, Cegerxwîn bibliyografyası: divanların, dil kitaplarının ve tarih ciltlerinin basım yerleri ve yılları buradandır.
  • Kürt Kütüphanesi şiir sayfaları: "Mela banga sibê didî" ve 26 Eylül 1979 tarihli Stockholm şiiri (Aşitî divanından) buradan alındı.
  • Dr. Mehrdad R. Izady, The Kurds: A Concise Handbook (4. baskı); Zerdüştlük ilgisi ve son dönem inanç eğrisi için.
  • "Ortadoğu'da Kürtçe Radyo Yayınları" başlıklı akademik tez; Erivan Radyosu yayınları ve Selim Temo çevirisiyle Stalin şiiri buradan aktarıldı.
  • Cegerxwîn, Jînenîgariya Min (APEC, 1995); Türkçesi: Hayat Hikayem (Evrensel, 2003).

Ek okuma:

  • Selim Temo, Kürt Şiiri Antolojisi (Agora Kitaplığı), Cegerxwîn bölümü.
  • Sitemizde: "İsveç: Kürt Yayıncılığının Beşiği", "Erivan Radyosu" ve "Hawar Dergisi ve Celadet Alî Bedirxan" yazıları.
  • Cegerxwîn divanlarının Deng ve Avesta yayınlarındaki Türkiye baskıları.

Sosyal Medya Özetleri

Aşağıdaki özetler paylaşım içindir; kopyalayıp kullanabilirsiniz.

  1. Stockholm, 26 Eylül 1979. 76 yaşındaki şair son sürgününde yazıyor: "Ne söyleyeyim, gelemiyorum; bugün İsveç'teyim." Ciğeri kanayan adamın hikâyesi: bedelboseli.com/cegerxwin-surgunun-sairi

  2. Mahlası bir teşhisti: Cegerxwîn, ciğeri kanayan. Medresede okudu, mele oldu, cübbeyi bıraktı ve ömrünü tek kelimelik bir nakarata verdi: bese, yeter: bedelboseli.com/cegerxwin-surgunun-sairi

  3. Ezanı okuyan mele halkı namaza değil uyanmaya çağırır: "Bin yıldır kölesiniz, yeter." Eski melenin şiirdeki yeni kürsüsü: bedelboseli.com/cegerxwin-surgunun-sairi

  4. Şam, Bağdat, Beyrut, Stockholm: divanları dört ülkede basıldı, ezberi tek coğrafyada büyüdü. Kîme Ez sorusunun şairi Cegerxwîn: bedelboseli.com/cegerxwin-surgunun-sairi

  5. Kitapları yasaktı; dizeleri radyo dalgasıyla, kasetle ve ezberle çoğaldı. Okuma yazma bilmeyenlerin ezberlediği şair: Cegerxwîn: bedelboseli.com/cegerxwin-surgunun-sairi

Share this article