Skip to content
BEDEL BOSELI
Back to Articles

Tarih yazan Mestûre Erdelan'dan Halepçe'yi yöneten Adela Xanım'a, 22 yaşında idam edilen Leyla Qasim'e: belgelerin gösterdiği Kürt kadınları.

Tarihte Kürt Kadınları: Kalem, Taht ve DirenişTarih ve Kimlik
13 Temmuz 202614 dakikalık okuma66 views

Tarihte Kürt Kadınları: Kalem, Taht ve Direniş

Read in:TRENDE
Tarihte Kürt Kadınları: Kalem, Taht ve Direniş

Bir Bakışta

  • Batılı gezginler yüzyıllar önce Kürt coğrafyasından şaşkın notlarla döndü: kadınlar yüzü açık geziyor, misafir ağırlıyor, söz sahibi oluyor, kimi yerde yönetiyordu. Bu gözlemler seyahatnamelerde kayıtlıdır.
  • Bu yazı yedi kadını belgeleriyle anlatıyor; romantik bir tablo çizmek için değil, kayda geçmiş olanı göstermek için.
  • Mestûre Erdelan (1805-1848): Senne sarayında yaşadı; şiir yazdı ve Erdelan yurdunun tarihini kaleme aldı. İslam Doğu'sunda tarih kitabı yazdığı bilinen ilk kadınlardan sayılır.
  • Kara Fatma: 1854'te, Kırım Savaşı günlerinde, atlılarının başında İstanbul'a gelen Kürt kadın önderi. Dönemin Avrupa basınına resmiyle geçti.
  • Adela Xanım (vefatı 1924): Halepçe'yi fiilen yönetti; kendi çizimiyle çarşı kurdurdu, hapishane yaptırdı, başkanlığını üstlendiği bir mahkeme işletti. Onu yakından tanıyan iki İngiliz, Soane ve Edmonds, kitaplarında ayrıntısıyla anlattı; Edmonds ona "Şehrizor'un taçsız kraliçesi" dedi.
  • Hapsa Xan (1891-1953): Süleymaniye'de kadınlar için okul açtırdı; kadın örgütlenmesinin öncülerinden.
  • Rewşen Bedirxan (1909-1992): Şam'da, Kürt alfabesinin kuruluş yıllarında eğitim ve yayın emeğinin ortağıydı.
  • Leyla Bedirxan (1903-1986): Avrupa sahnelerinde "Kürt prensesi" diye tanınan dansçı; Kürt adını dünya basınına sanatla taşıdı.
  • Leyla Qasim (1952-1974): Bağdat'ta 22 yaşında idam edilen üniversite öğrencisi; Kürt hafızasının en genç simgelerinden.
  • Kilamlardan siyasete, bu adlar bir zincirin görünen halkalarıdır; arşivlerde sırasını bekleyen daha çok ad var.

Halepçe'de Bir Divan, Başköşede Bir Kadın

Yıl 1909. Halepçe o zamanlar Osmanlı sınırları içinde, İran sınırına yakın, canlı bir kasaba. Kasabaya İran tarafından bir yabancı gelir; tüccar kılığında, Farsça konuşuyor. Kimse bilmez ama bu adam aslında Ely Bannister Soane adında bir İngiliz'dir; Kürt coğrafyasını yerinden tanımak için kılık değiştirmiş dolaşmaktadır.

Soane, Halepçe'nin büyük konağına misafir edilir. Ve orada beklemediği bir şey görür. Konağın, çarşının, kasabanın işleri bir divanda görülüyor; divanın başında oturan, davaları dinleyen, hüküm veren kişi bir erkek değil. Caf aşiretinin gelini Adela Xanım.

Soane orada kalır; Farsçası ve kalemi sayesinde Adela Xanım onu kâtibi olarak hizmetine alır. Kılık değiştirmiş İngiliz, aylarca hanımın yazışmalarını tutar ve gördüklerini sonra kitabında tek tek yazar. Yıllar sonra bir başka İngiliz görevli, Cecil J. Edmonds, aynı kadın için tarihe geçen nitelemeyi kayda geçirir: "Şehrizor'un taçsız kraliçesi."

Bir kadının hüküm verdiği o divan sahnesi, Batılı okur için egzotik bir sürprizdi. Kürt coğrafyası içinse istisnai ama tanıdık bir manzaraydı. Bu yazı, o manzaranın kayda geçmiş yüzlerini anlatıyor.

Gezginlerin Şaşkınlığı: Bir Gözlemin Sınırları

Önce çerçeveyi dürüst çizelim.

On dokuzuncu ve yirminci yüzyıl başında bölgeyi gezen Batılı seyyahların notlarında bir gözlem tekrarlanır: Kürt kadınları, komşu toplumların kadınlarına göre daha görünürdür. Yüz örtüsü seyrektir, kadınlar misafirle konuşur, çarşıda iş görür, kimi aşirette söz ve yönetim sahibidir. Soane bunu açıkça yazar; başka seyahatnameler de aynı yönü gösterir.

Bu gözlem değerlidir ama iki uyarıyla birlikte okunmalıdır. Birincisi: gezginler gördüklerini kendi dünyalarıyla kıyasladı; şaşkınlıkları, kıyasladıkları dünyanın darlığını da anlatır. İkincisi: görünürlük eşitlik demek değildir. Aynı coğrafyada başlık parası da vardı, kadının mirastan yoksun bırakılması da, erken evlilik de. Kürt toplumu ataerkil bir toplumdu ve büyük ölçüde öyledir; bunu söylemeden kurulacak her güzelleme, sahtedir.

Doğru cümle şudur: ataerkil bir dünyanın ortasında, Kürt kadınına kimi kapılar komşularına göre daha aralıktı. Ve bazı kadınlar o aralık kapıyı sonuna kadar itti. Şimdi onlara bakalım.

Mestûre Erdelan: Tarih Yazan İlk Kadınlardan

Senne, bugünkü adıyla Sine, o çağda Erdelan yurdunun merkeziydi; Erdelan, İran tarafındaki güçlü Kürt yönetimlerinden biriydi. 1805'te orada, kalem sahibi bir ailede bir kız doğdu: Mah Şeref Xanım. Edebiyat tarihine geçen adıyla Mestûre Erdelan.

Mestûre, Erdelan yönetiminin ileri gelenlerinden Xosrew Xan ile evlendi ve sarayın içinden bir hayat sürdü. Ama onu tarihe geçiren evliliği değil, masasıdır. Mestûre şiir yazdı; divan bıraktı. Din bilgisi üzerine risale kaleme aldı. Ve asıl büyük işini yaptı: yurdunun, Erdelan hanedanının tarihini yazdı.

Bu işin büyüklüğünü görmek için çağını hatırlamak gerekir. On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında, İslam dünyasının herhangi bir köşesinde, bir kadının oturup tarih kitabı yazması duyulmuş şey değildi. Kaynakların çoğu Mestûre'yi İslam Doğu'sunda tarih kitabı yazdığı bilinen ilk kadın olarak anar; en temkinli söyleyişle, ilklerden biridir. Yazdığı tarih bugün araştırmacıların elindedir ve Erdelan üzerine çalışan herkesin başvurduğu kaynaklardandır.

Mestûre 1848'de, henüz 43 yaşındayken, sürgün yaşadığı Süleymaniye'de vefat etti. Mezarı oradadır. Kalemi, bu yazının en sessiz ve en sağlam belgesidir.

Kara Fatma: 1854'te İstanbul'a Giren Atlı

Kırım Savaşı yıllarıdır; Osmanlı Devleti, Rusya'yla savaşmaktadır ve imparatorluğun dört yanından gönüllüler İstanbul'a akmaktadır. 1854'te şehre giren birliklerden biri ötekilere benzemez. Atlıların başındaki komutan bir kadındır.

Dönemin kayıtları onu Kara Fatma diye anar: Kürt yöresinden gelen, kendi aşiret atlılarını savaşa getiren bir kadın önder. İstanbul'da ilgi odağı olur; Avrupa basını resmini çizer, gazete sayfalarına taşır. Resimli haber dergilerinin o yılki sayfalarında, atının üstünde, silahlı ve dimdik bir kadın görülür.

Burada bir dürüstlük notu şart: Osmanlı tarihinde birden çok Kara Fatma vardır; sonraki kuşaklarda, Milli Mücadele döneminde aynı lakapla anılan başka kadın komutanlar da çıktı. Bizim anlattığımız, 1854 İstanbul'una gelen Kürt Kara Fatma'dır ve onun hakkında bildiklerimiz, dönemin gazete ve gravürleriyle sınırlıdır. Hayatının bütünü karanlıktadır; tarihin sahnesine bir kez çıkmış, iz bırakmış, çekilmiştir. O tek sahne bile şunu söyler: atlıların önünde kadın görmek, o coğrafyanın yabancısı olduğu bir manzara değildi.

Adela Xanım: Halepçe'nin Hanımı

Açılış sahnemizdeki divana dönelim.

Adela Xanım, Caf aşiretinin içine doğmadı; Erdelan sarayına kuşaklarca vezir yetiştirmiş köklü bir aileden geliyordu. Sine'nin, yani Erdelan başkentinin saray ve kalem kültürünü bilerek büyüdü. Caf aşiretinin ileri gelenlerinden Osman Paşa ile evlenince Halepçe'ye geldi. Ve kasabayı dönüştürmeye başladı.

Soane'un kitabı sayesinde yaptıklarını ayrıntısıyla biliyoruz: Sine'den zanaatkârlar getirtti, kendi çizimine göre yeni bir çarşı yaptırdı, Fars üslubunda bahçeler ve konaklar kurdurdu; tüccarları kasabaya çekti ve tozlu bir kasabayı bölgenin ticaret duraklarından birine çevirdi. Dahası: yeni bir hapishane yaptırdı ve başkanlığını bizzat üstlendiği bir mahkeme kurdu. Soane'un kaydı açıktır: Osman Paşa devlet işleri için Süleymaniye'ye, Kerkük'e, Musul'a gittiğinde kasabayı karısı yönetir; Paşa Halepçe'deyken de yönetim fiilen onun elindedir. Osman Paşa 1909'da vefat etti; Adela Xanım'ın otoritesi ondan sonra da, 1924'teki vefatına kadar sürdü.

Sonrası da kayıtlıdır. Birinci Dünya Savaşı'nın ardından bölgeye gelen İngiliz idaresi, Caf yönetimindeki Halepçe'yi karşısında değil yanında buldu; İngiliz belgeleri ona Hindistan geleneğinden gelen "Khan Bahadur" saygı unvanını verdi. Ama bu ilişki bir sadakat masalı değildi: İngilizler yerel yöneticilere az alan bıraktıkça Adela Xanım'ın gücü kırpıldı ve ilişkiler gerildi. Taçsız kraliçe, taçlı imparatorlukla da pazarlık etti. 1924'te vefat ettiğinde ardında yeniden kurulmuş bir kasaba ve iki dilde yazılmış tanıklıklar bıraktı.

Adela Xanım ne bir istisna masalıdır ne de bir kural. O, aralık kapının en belgeli örneğidir: bir kadının, o toplumda, o çağda, nereye kadar yürüyebildiğinin ölçüsü.

Hapsa Xan: Okul Kapısını Açan Kadın

Süleymaniye, yirminci yüzyıl başı. Şehrin saygın ailelerinden birinin kızı olan Hapsa Xan, çevresindeki kadınların dünyasına bakar: okuma yazma yok, okul yok, kamusal hayat kapalı.

Hapsa Xan bunu kader saymadı. 1926'da Süleymaniye'de kızlar için okul açılmasına öncülük etti; kendi konağını kadınların eğitimi için seferber etti. Kadın örgütlenmesinin şehirdeki ilk adımları onun adıyla anılır. Kaynaklar onun mücadelesini, modern Kürt kadın hareketinin başlangıç halkalarından biri sayar.

Bir halkın uyanışı hep büyük meydanlarda olmaz. Bazen bir konağın avlusunda, harflerini yeni söken kadınların sesinde olur. Hapsa Xan 1953'te vefat etti; açtığı kapı açık kaldı.

Rewşen ve Leyla: Aynı Ailenin İki Kıtası

Bedirxan ailesi, Kürt modernleşmesinin büyük soyadıdır; ilk gazeteyi de bu ailenin sürgün kuşağı çıkardı. O hikâyeyi ayrı bir yazıda anlattık. Burada ailenin iki kadınına bakacağız; biri Şam'da, biri Paris'te durdu.

Rewşen Bedirxan (1909-1992), Kürt alfabesinin mimarı Celadet Alî Bedirxan'ın eşi ve yol arkadaşıydı. Ama onu yalnız "eşi" diye anmak haksızlık olur. Şam'daki evleri, 1930'larda Kürt dilinin ve yayıncılığının atölyesine dönüştü; Rewşen o atölyenin emekçisiydi. Öğretmendi; kız çocuklarının okumasını dert edindi; eşinin erken ölümünden sonra hem ailesini hem bu mirası taşıdı. Anıları ve yazıları, o kuruluş yıllarının kadın gözünden tanıklığıdır.

Leyla Bedirxan (1903-1986) ise bambaşka bir sahnede durdu: sahnenin kendisinde. Avrupa'da yetişti, dansçı oldu; 1920'ler ve 30'larda Paris başta olmak üzere Avrupa sahnelerinde "Kürt prensesi" diye tanındı. Avrupa gazeteleri onun üzerinden, çoğu okurun adını hiç duymadığı bir halkı haberleştirdi. Bir halkın adı bazen diplomatların çantasında değil, bir dansçının afişinde yolculuk eder.

Leyla Qasim: Yirmi İki Yaş

Bu yazının en genç adı, en ağır sayfasıdır.

Leyla Qasim 1952'de doğdu; Bağdat'ta üniversite öğrencisiydi. Kürt öğrenci hareketinin içinde yer aldı. 1974 baharında, Irak rejimi ile Kürt hareketi arasındaki gerilim çatışmaya dönerken, Leyla ve arkadaşları Bağdat'ta tutuklandı. Mahkeme kısa sürdü. 12 Mayıs 1974'te, Leyla Qasim yanındaki arkadaşlarıyla birlikte idam edildi. Yirmi iki yaşındaydı.

İdam sehpasındaki son sözleri halk arasında dilden dile aktarılır; farklı biçimlerde anlatılır ve hangisinin birebir doğru olduğunu bilmiyoruz. Bildiğimiz şu: rejim onun ölümünü gözdağı olarak tasarladı ve tam tersini elde etti. Leyla Qasim, Kürt hafızasında bir uyarı değil, bir ant oldu. Adı bugün okullara, sokaklara, şiirlere ve kızlara verilir.

Tarih bazen en kısa hayatlara en uzun ömrü bağışlar.

Zincirin Görünmeyen Halkaları

Yedi ad saydık. Dürüst soru şudur: neden yalnız yedi?

Cevabın bir yarısı arşivlerin haline dair. Kadınlar tarih yazımının çifte mağdurudur: hem yaşarken kayıt dışı tutuldular, hem de kayıtlar yazılırken atlandılar. Kürt kadını için buna bir kat daha eklendi: halkının tarihi de bastırılınca, kadınının tarihi iki kez gömüldü. Bugün araştırmacılar o toprağı kazıyor; Shahrzad Mojab'ın derlediği akademik çalışmalar gibi eserler, bu alanın artık ciddiyetle işlendiğini gösteriyor.

Cevabın öbür yarısı bu yazının sınırlarına dair. Kilamları omuzlayan kadın dengbêjleri ayrı bir yazıda, radyo çağının Meryem Xan ve Eyşe Şan gibi seslerini yine ayrı bir yazıda anlatıyoruz. Yakın tarihin siyasi kadın kadroları ise başka bir bahsin konusudur.

Bu yazının derdi bir liste tamamlamak değildi. Bir zincirin varlığını göstermekti: kalemden tahta, okuldan sahneye, oradan sehpaya uzanan; her halkası belgeyle konuşan bir zincir. Zincir kopmadı. Halkalar eklenmeye devam ediyor.

Sık Sorulan Sorular

Adela Xanım kimdir? Erdelan'ın vezir ailesinden gelip Caf aşiretine gelin giden, 1900'lerin başında Halepçe'yi fiilen yöneten kadındır (vefatı 1924). Kendi çizimiyle çarşı yaptırdı, hapishane kurdurdu, başkanlığını üstlendiği bir mahkeme işletti. Onu yakından tanıyan Soane ve Edmonds kitaplarında anlattı; Edmonds ona "Şehrizor'un taçsız kraliçesi" dedi, İngiliz idaresi "Khan Bahadur" unvanı verdi.

Mestûre Erdelan neden önemlidir? 1805-1848 arasında yaşayan Mestûre, şiirlerinin yanında Erdelan hanedanının tarihini yazdı. İslam Doğu'sunda tarih kitabı yazdığı bilinen ilk kadınlardan sayılır; eseri bugün de kaynak olarak kullanılır.

Leyla Qasim neden idam edildi? Bağdat'ta Kürt öğrenci hareketi içinde yer aldığı için 1974'te tutuklandı ve 12 Mayıs 1974'te arkadaşlarıyla birlikte idam edildi. 22 yaşındaki ölümü, Kürt hafızasında direnişin simgelerinden birine dönüştü.

Kürt toplumunda kadının yeri tarihte nasıldı? Batılı gezginler Kürt kadınının komşu toplumlara göre daha görünür olduğunu kaydetti: yüzü açık, sözü geçen, kimi yerde yöneten. Ama bu görünürlük eşitlik değildi; toplum ataerkildi. Doğru özet: aralık bir kapı ve o kapıyı iten kadınlar.

Kaynaklar ve İleri Okuma

Temel kaynaklar (Bedel Boseli koleksiyonundan):

  • Martin van Bruinessen, "From Adela Khanum to Leyla Zana: Women as Political Leaders in Kurdish History"; Adela Xanım bölümünün rakam ve alıntıları buradandır.
  • Ely Bannister Soane, To Mesopotamia and Kurdistan in Disguise (Londra, 1912; genişletilmiş baskı 1926).
  • C. J. Edmonds, Kurds, Turks and Arabs (1957).
  • Rohat Alakom, Folklor û Jinên Kurd (Kürt folklorunda kadın).
  • Dr. Mehrdad R. Izady, The Kurds: A Concise Handbook (4. baskı), toplum bölümleri.

Ek okuma:

  • Shahrzad Mojab (ed.), Women of a Non-State Nation: The Kurds (Mazda, 2001).
  • Mestûre Erdelan'ın Erdelan tarihi ve divanı üzerine yapılmış basım ve incelemeler.
  • Dönem basını: 1854 Kırım Savaşı sırasında Kara Fatma'ya dair Avrupa resimli gazete haberleri.

Sosyal Medya Özetleri

Aşağıdaki özetler paylaşım içindir; kopyalayıp kullanabilirsiniz.

  1. 1909'da Halepçe'ye kılık değiştirip giren İngiliz casusu, divanın başköşesinde hüküm veren bir kadın buldu: Adela Xanım. Şaşkınlığını kitabına yazdı; kitap bugün belge: bedelboseli.com/tarihte-kurt-kadinlari

  2. 1800'lerin ilk yarısında, İslam Doğu'sunda bir kadın oturup tarih kitabı yazdı: Mestûre Erdelan. Bilinen ilklerdendi. Kalemi bugün hâlâ kaynak: bedelboseli.com/tarihte-kurt-kadinlari

  3. 1854, Kırım Savaşı. İstanbul'a giren gönüllü birliklerden birinin komutanı kadındı: Kara Fatma. Avrupa gazeteleri resmini çizdi. Atlıların önünde kadın, o coğrafyaya yabancı manzara değildi: bedelboseli.com/tarihte-kurt-kadinlari

  4. Leyla Qasim 12 Mayıs 1974'te Bağdat'ta idam edildiğinde 22 yaşındaydı. Rejim gözdağı istedi, halk ant çıkardı. Tarih bazen en kısa hayata en uzun ömrü verir: bedelboseli.com/tarihte-kurt-kadinlari

  5. Kadınlar tarihin çifte mağdurudur: yaşarken kayıt dışı, yazılırken atlanmış. Kürt kadınının tarihi iki kez gömüldü; şimdi kazılıyor: bedelboseli.com/tarihte-kurt-kadinlari

Share this article