Skip to content
Makalelere Dön

Melayê Cizîrî'nin divanı, Feqiyê Teyran'ın kuş dili efsanesi ve Cizre medreseleri: Kürt klasik şiirinin iki kurucusu ve Ehmedê Xanî'ye açılan yol bu yazıda.

Melayê Cizîrî ve Feqiyê Teyran: Medrese Çağının ŞairleriEdebiyat ve Dil
13 Temmuz 202613 dakikalık okuma38 views

Melayê Cizîrî ve Feqiyê Teyran: Medrese Çağının Şairleri

Read in:TRENDE
Melayê Cizîrî ve Feqiyê Teyran: Medrese Çağının Şairleri

Bir Bakışta

  • Melayê Cizîrî ve Feqiyê Teyran, Kürt klasik şiirinin iki kurucu adıdır. İkisi de medresede yetişti, ikisi de Kürtçe yazdı.
  • Melayê Cizîrî'nin asıl adı Şêx Ehmed'dir; "Cizreli Molla" anlamına gelen mahlasıyla tanınır. Divanı bugün hâlâ okunur ve şerh edilir.
  • Yaşadığı yüzyıl tartışmalıdır; kaynakların çoğu onu 16. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyılın ilk yarısına yerleştirir. Dr. Mehrdad R. Izady 1570-1640 aralığını verir.
  • Feqiyê Teyran'ın asıl adı Mihemed'dir. Adı çoğu yerde "kuşların hocası" diye çevrilir; halk onun kuşların dilini bildiğini anlatır.
  • İki şair 1621'de karşılıklı şiir söyledi. "Mela û Feqî" adlı bu atışma, tarihini kendi dizesinde saklar.
  • Üslupları zıttır: Mela ağır ve öğrenilmiş bir dille yazdı, Feqî halkın konuştuğu dille. İkisi de tuttu.
  • Feqî, Dimdim Kalesi savunmasını yazan ilk şairdir; kuşlarla ve suyla konuşan şiirleri dengbêj repertuvarına girdi.
  • Ehmedê Xanî, Mem û Zîn'de iki şairi de adıyla andı. Xanî'nin yolu bu iki kalemin açtığı yoldur.
  • Mela'nın mezarı Cizre'deki Medresa Sor'dadır. Feqî'nin mezarı için iki yöre yarışır; halk bunun için bir çift tabut efsanesi anlatır.

Yıl 1621. Bitlisli Şerefxan'ın Şerefname'yi yazmasından yirmi dört yıl sonra. Cizre'de, Dicle'nin kıyısında iki adam karşılıklı oturmuş.

Biri yaşlıca, kavuklu bir müderris; şehrin saygın hocası. Öbürü Van taraflarından gelmiş, yolculuktan tozlu bir derviş şair. Konuşmuyorlar. Şiir söylüyorlar. Biri bir kıta söylüyor, öbürü aynı kafiyeyle cevap veriyor. Harflerle bilmece kuruyorlar; dinleyenler her beyitte bir kat daha derine iniyor.

Bu atışmanın metni bugün elimizde. Feqî bir dizesinde o günün tarihini bile söylüyor: bin otuz bir. Hicri takvimle 1031, miladi takvimle 1621.

İki adamın adını dört yüzyıldır Kürtçe konuşan herkes biliyor: Melayê Cizîrî ve Feqiyê Teyran. Peki bu iki şair kimdi? Ve neden hâlâ okunuyorlar?

Botan'da Bir Okul Dünyası

Önce sahneyi kuralım. Cizre, Botan bölgesinin merkeziydi; Botan mîrlerinin, yani yöre hükümdarlarının şehriydi. Bu şehirde ve çevresinde bir okul ağı işliyordu: medreseler.

Medrese o çağın okuludur. Öğrencisine feqî denir; hocasına mele ya da seyda. Feqî köy köy gezer, hangi medresede iyi hoca varsa oraya gider. Ders dili ağırlıkla Arapçaydı; şiirde Farsçanın itibarı büyüktü. Kürtçe ise konuşulan ama az yazılan dildi. Bu dengeyi merak eden okur, sitedeki "Kürtçe dil mi lehçe mi?" yazısına bakabilir.

Bu dünya neden 16. yüzyılda şair vermeye başladı? Dr. Izady'nin kaydı yol gösterir: bugün eserleri elimizde olan Kurmanci şairlerinin hemen hepsi, 16. yüzyılın savaşlar çağından sonra yazdı. 1514 Çaldıran Savaşı'nın ardından Kürt mîrlikleri Osmanlı çatısı altında geniş bir iç düzen kurdu. Mîrler medreseyi besledi, medrese kalemi. Kalem de bir gün kendi diline döndü.

İşte Melayê Cizîrî o dönüşün adıdır.

Melayê Cizîrî Kimdi?

Asıl adı Şêx Ehmed'dir. Cizreli olduğu için Melayê Cizîrî dendi: Cizreli Molla. Bugün Kürtçede "mela" dendiğinde çoğu zaman akla önce o gelir.

Ne zaman yaşadı? İşte burada bilim ikiye ayrılıyor. Eski kaynakların bir kısmı, Fars şiirinin büyük adı Camî'nin bir beytine dayanarak onu çok daha erken yüzyıllara çekti. Sonraki araştırmacılar bu okumayı reddetti; Kürt edebiyat tarihçisi Ebdulreqîb Yûsuf, Mela'nın Camî'den çok sonra yaşadığını ve divanında Camî'yi andığını gösterdi. Bugün kaynakların çoğu aynı aralıkta buluşur: 16. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyılın ilk yarısı. Dr. Izady 1570-1640 tarihlerini verir. Kesin yıl dayatmak dürüst olmaz; elimizde nüfus kaydı yok.

Elimizde ne var? Şiirin kendi tanıklığı var. 1621 tarihli "Mela û Feqî" atışması, Mela'nın o yıl Cizre'de hayatta ve üretken olduğunu belgeler. Divan şarihlerinden Mele Ehmedê Zivingî'nin aktarımına göre Mela, 1605'e kadar yaşayan Cizre hükümdarı Mîr Şeref'in çağdaşıydı. Aynı kuşağın öbür ucunda, Bitlis'te, Şerefxan 1597'de ilk Kürt tarihini yazıyordu. Yani Mela, Kürt mîrliklerinin en olgun çağının şairidir.

Mezarı bugün Cizre'dedir: Medresa Sor'da, yani Kırmızı Medrese'de. Halk onun bu medresede ders verdiğini anlatır. Ders yeri ile mezar yerinin aynı avluda buluşması, hayatının da özetidir.

Divanda Ne Var?

Mela'nın mirası bir divandır. Divan, bir şairin şiirlerini toplayan kitap demektir. Peki bu divanı dört yüzyıl ayakta tutan ne?

İçindeki karışım. Mela aşkı yazar; ama her aşk beytinin altında bir kat daha vardır: tasavvuf. Tasavvuf, insanın Tanrı'ya aşk yoluyla yaklaşmasını arayan düşünce ve yaşama yoludur. Mela'da sevgilinin yüzü aynı anda hem yüzdür hem aynadır; şarap hem şaraptır hem ilahi coşkunun kadehi. Harflerle oynar, yıldızlara ve felsefeye uzanır. Şiirlerinin sonunda kimi zaman kendine adıyla seslenir: Ehmed.

Bu yoğunluğun bir bedeli vardır. Ebdulreqîb Yûsuf açık yazar: Mela'nın şiirleri ağırdır, halk her beytine yetişemez. Bu yüzden divan, şerhsiz dolaşmaz. Şerh, bir metni açıklayan kitap demektir. Medrese hocaları kuşaklar boyu bu divanı ders olarak okuttu; Zivingî gibi âlimler ona kapsamlı şerhler yazdı. Halk ise anlamadığı beyti de sakladı. Çünkü bir şey kesindi: bu ağır kumaş, Kürtçe dokunmuştu.

Bir dil düşünün ki "yazıya gelmez" densin. Sonra bir molla çıksın, o dille felsefe ve aşk aynı beyitte taşınabilsin. Mela'nın divanı, tek başına bir ispattır.

Feqiyê Teyran: "Kuşların Hocası" Adı Nereden Gelir?

İkinci şairimizin asıl adı Mihemed'dir. Şiirlerinde kendini bazen adıyla, bazen iki harfle anar: Mîm ve Ha. Ama kimse ona Mihemed demez. Herkesin dilinde başka bir ad vardır: Feqiyê Teyran.

Bu ad çoğu yerde "kuşların hocası" diye çevrilir. Kelimesi kelimesine "kuşların feqisi", yani kuşların medrese öğrencisi demektir. Ad nereden gelir? Halk arasında anlatılan şudur: Feqî ermiş bir insandı, bütün kuşların dilini bilirdi; kuşlarla ders yapar gibi konuşurdu. Belge ise daha sade bir kapı gösterir: Ebdulreqîb Yûsuf, Van'ın Miks yöresinde, Miks ile Hîzan arasında Teyran adında bir köy kaydeder ve şairi o köye bağlar. Teyran, Kürtçede zaten "kuşlar" demektir. Efsane ile köy adı aynı kelimede buluşur; ikisinden birini silmeye gerek yoktur.

Doğum ve ölüm yılları kesin değildir. Eski bir kaynak onu 14. yüzyıla koymuştu; Ebdulreqîb Yûsuf bunu açıkça yanlışlar. Dr. Izady 1590-1660 aralığını verir. Feqî'nin kendi dizesi de tanıktır: 1631'de yazdığı bir şiirde "bin kırk bir yıl geçti" der; hicri 1041, yani hayattadır ve saymaktadır.

Suyun Şairi: Feqî'nin Kalemi

Feqî, Miks'te, Cizre'de ve Dicle kıyısındaki Finik medresesinde okudu. Botan halkı bugün de anlatır: en ünlü şiirlerinden birini, "Ey av û av"ı, yani "Ey su, ey su"yu, Finik yakınında Dicle'nin kıyısında söylemiştir. Şiirde akan suya seslenir: nereden gelirsin, kimleri gördün, neden durmazsın? Değirmene seslenen bir şiiri de vardır. Feqî'nin dünyasında su, taş ve kuş konuşur; insan dinler.

Dili nasıldı? Mela'nın tam tersi. Ebdulreqîb Yûsuf'un ölçüsüyle: akıcı, tatlı ve kolay; halkın konuştuğu dilin seviyesinde. Bu yüzden okuma yazma bilmeyenler bile şiirlerini ezbere söyledi. Dengbêjler, yani sözün ustası halk ozanları, Feqî'nin şiirlerini asırlarca ezgiyle taşıdı. Yazılı şiir ile sözlü gelenek onda el sıkıştı; bu köprünün öbür ayağını dengbêj geleneği yazımızda anlattık.

Kalemi geniş bir alanı taradı. Şêxê Sen'an hikâyesini Kürtçeye o yazdı: inancını aşk için sınayan yaşlı şeyhin meselini. Qewlê Hespê Reş, yani Kara Atın Sözü ona bağlanır. Ve bir de savaş belgesi vardır: Dimdim. 1608'de Urmiye yakınlarındaki Dimdim Kalesi'nde Kürtler, Safevi ordusuna karşı ölümüne bir savunma yaptı. Ebdulreqîb Yûsuf'a göre bu direnişi destan olarak yazan ilk kalem Feqî'dir. Dimdim'in hikâyesi bu sitede ayrı bir yazının konusudur; burada şu kadarını söyleyelim: kuşlarla konuşan adam, top sesini de kayda geçirdi.

"Mela û Feqî": Dizeye Saklanmış Tarih

İki şairin yolu Cizre'de kesişti. Feqî orada okudu; Ebdulreqîb Yûsuf, Mela'nın onun hocası olabileceğini yazar. Kesin olan dostluktur ve elimizdeki ortak metindir: "Mela û Feqî" atışması.

Atışma şöyle işler: Mela bir kıta söyler, Feqî aynı vezinle karşılık verir. Konu, görünüşte sevgilinin yüzüdür; gerçekte harflerin sırrıdır. Kıtalar Kur'an harflerine, gizli sayılara, mum ile pervaneye göndermelerle örülüdür. Bu bir yarışma mıdır, ders midir, selamlaşma mıdır? Üçü birden. İki usta, birbirinin önünde hüner sergilerken Kürtçenin de neler kaldırabildiğini gösterir.

Ve içine tarih düşürülmüştür. Feqî'nin dizesi, kendi söyleyişiyle, "bin otuz bir"i verir: hicri 1031, miladi 1621. Kürt edebiyatında az bulunur bir şanstır bu; iki klasik şairin aynı yerde, aynı yılda, birlikte söylediğinin belgesi metnin kendisidir.

Üslup farkı da bu metinde görünür. Mela'nın kıtaları yüklüdür, Feqî'ninkiler daha yalındır. Sonraki yüzyıllar ikisini de haklı çıkardı: medrese Mela'yı okuttu, halk Feqî'yi söyledi.

İki Mezar, Bir Efsane

Ölümlerine dair kesin kayıt yoktur; ikisi için de yaklaşık konuşulur. Mela için mezar bellidir: Cizre'de Medresa Sor'un kubbesi altında yatar. Ziyaretçisi bugün de eksik olmaz.

Feqî'nin mezarı ise iki yörenin tatlı kavgasıdır. Miks tarafı, Werezoz köyündeki türbeyi gösterir; Ebdulreqîb Yûsuf da mezarı orada kaydeder. Hîzan tarafı ise şairin kendi köyü Teyran'ı işaret eder. Halk bu ikiliği bir efsaneyle çözer. Anlatılan şudur: Feqî ölünce iki yöre halkı cenazeyi paylaşamadı. Gece iki tabut hazırlandı; sabah iki taraf da birer tabut aldı. İkisi de ağırdı. Herkes kendi tabutunu kendi toprağına gömdü ve herkes şaire kavuştuğuna inandı. Belge ise sessizdir; iki türbe de ziyaret edilir.

Bir şairi iki yörenin birden gömmek istemesi neyin işaretidir? Sevginin. Efsane burada tarih değildir ama tanıktır.

Xanî'ye Açılan Yol

Bu iki kalem olmasaydı Ehmedê Xanî olur muydu? Sorunun cevabını Xanî'nin kendisi vermiştir. 1694'te tamamladığı Mem û Zîn'de, öncüllerini adlarıyla anar. Beyitler, Abdulreqîb Yûsuf'un klasik şairler derlemesinde kayıtlıdır:

Bi navê ruhê Melê Cizîrî Pê hey bikira Elî Herîrî Keyfek we bida Feqiyê Teyran Heta bi ebed bimaya heyran

Çeviri yaklaşıktır: "Mela Cizîrî'nin ruhu adına, onunla Elî Herîrî'yi diriltirdim; Feqiyê Teyran'a öyle bir keyif verirdim ki sonsuza dek hayran kalırdı." Xanî, bir destek bulsa bu ustaların sesini yeniden yükselteceğini söyler. Üçüncü ad olan Elî Herîrî, kaynakların yüzyılında bile anlaşamadığı daha eski bir şairdir; kimi onu ilk Kurmanci şairi sayar.

Zemin böyle döşendi. Mela, Kürtçenin yüksek düşünceyi taşıyabildiğini gösterdi. Feqî, aynı dilin halkın kalbine ezgiyle girdiğini gösterdi. Xanî üçüncü adımı attı: bu dille bir başyapıt kurdu ve bunu bilinçli bir dava olarak açıkladı. O hikâye, sitedeki Ehmedê Xanî ve Mem û Zîn yazısındadır.

Medresenin Kürtçeye armağanı da budur. Arapça ders veren o taş odalar, kendi aralarında bir Kürtçe edebiyat dili mayaladı. Ebdulreqîb Yûsuf 1970'te not eder: Xanî'nin çocuklar için yazdığı Nûbihar, Botan medreselerinde o gün bile okunuyordu. Zincir kopmamıştı. Bugün de kopmuş sayılmaz: Mela'nın divanı yeni basımlarla, Feqî'nin şiirleri yeni ezgilerle dolaşıyor.

Sık Sorulan Sorular

Melayê Cizîrî ne zaman yaşadı? Kesin yıl bilinmiyor. Kaynakların çoğu onu 16. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyılın ilk yarısına yerleştirir; Dr. Izady 1570-1640 aralığını verir. 1621 tarihli "Mela û Feqî" atışması, o yıl hayatta olduğunu belgeler.

Melayê Cizîrî'nin divanında ne vardır? Kurmanci Kürtçesiyle yazılmış gazel ve kasideler: aşk, tasavvuf, felsefe ve harf simgeciliği iç içedir. Dili ağırdır; bu yüzden yüzyıllardır şerhlerle okunur ve medreselerde ders kitabı olmuştur.

Feqiyê Teyran adı ne anlama gelir? "Kuşların feqisi", yani kuşların öğrencisi; yaygın çevirisiyle kuşların hocası. Halk, onun kuşların dilini bildiğini anlatır; araştırmacılar ayrıca Miks yöresindeki Teyran köyünü işaret eder.

Feqiyê Teyran'ın hangi eserleri bilinir? "Ey av û av" başta olmak üzere su ve doğa şiirleri, Şêxê Sen'an hikâyesi, Qewlê Hespê Reş ve Dimdim Kalesi savunmasını anlatan destan. Şiirleri dengbêj repertuvarında yaşar.

İki şairin mezarları nerede? Melayê Cizîrî, Cizre'deki Medresa Sor'da yatar. Feqiyê Teyran için Miks'teki Werezoz köyü ile Hîzan'daki Teyran köyü iki ayrı türbe gösterir; halk bunu çift tabut efsanesiyle anlatır.

Kaynaklar ve İleri Okuma

Temel kaynaklar (Bedel Boseli koleksiyonundan):

  • Ebdulreqîb Yûsuf, Şaîrên Klasîk ên Kurd. İki şairin hayatına dair kayıtlar, "Mela û Feqî" metni, 1621 ve 1631 tarihlemeleri ve mezar gelenekleri bu kitaptan.
  • Dr. Mehrdad R. Izady, The Kurds: A Concise Handbook (4. baskı). Melayê Cizîrî (1570-1640) ve Feqiyê Teyran (1590-1660) tarihlemeleri ile 16. yüzyıl edebiyat bağlamı.
  • Michael L. Chyet, Kurdish-English Dictionary. Dimdim ve klasik destan adlarının madde olarak kaydı.

Ek okuma:

  • Melayê Cizîrî, Dîwan (çeşitli basımları ve şerhleri; Mele Ehmedê Zivingî'nin şerhi başta olmak üzere).
  • M. Xalid Sadînî, Feqiyê Teyran: Jiyan, Berhem û Helbestên Wî (Nûbihar Yayınları).
  • Ehmedê Xanî, Mem û Zîn (öncü şairleri andığı giriş bölümüyle).

Sosyal Medya Özetleri

Aşağıdaki özetler paylaşım içindir; kopyalayıp kullanabilirsiniz.

  1. Cizre'de bir molla, Van dağlarından bir derviş. 1621'de karşılıklı şiire durdular ve tarihi dizenin içine sakladılar. Kürt klasik şiirinin kuruluş tutanağı hâlâ okunuyor: bedelboseli.com/melaye-ciziri-ve-feqiye-teyran

  2. Feqiyê Teyran: kuşların hocası. Halk der ki kuşların dilini bilirdi. Belge der ki köyünün adı zaten Kuşlar'dı. İki açıklama, tek güzel ad; silmeye gerek yok: bedelboseli.com/melaye-ciziri-ve-feqiye-teyran

  3. Melayê Cizîrî'nin divanı ağırdır; halk her beyte yetişemedi ama kitabı dört yüzyıl sakladı. Çünkü o ağır kumaş Kürtçe dokunmuştu. Bir divanın ispat gücü: bedelboseli.com/melaye-ciziri-ve-feqiye-teyran

  4. Biri medresede okundu, öbürü dengbêj ağzında söylendi. Mela ağır dokudu, Feqî su gibi aktı. İkisi de aynı dili büyüttü ve Xanî'ye yol açtı: bedelboseli.com/melaye-ciziri-ve-feqiye-teyran

  5. Feqiyê Teyran ölünce iki yöre cenazeyi paylaşamadı; efsaneye göre iki tabut da ağır çıktı. Bir şairi iki toprağın birden istemesi: sevginin belgesi. bedelboseli.com/melaye-ciziri-ve-feqiye-teyran

Bu makaleyi paylaş