Skip to content
BEDEL BOSELI
Zurück zu den Artikeln

Tikrit'te doğdu, Kudüs'ü aldı, Batı'nın gözünde soylu düşman oldu. Selahaddin Eyyubi'nin Kürt kökeni belgelerde nasıl kayıtlı? Izady ve McDowall'la bir portre.

Selahaddin Eyyubi: Belgelerin Gösterdiği KürtTarih ve Kimlik
13 Temmuz 202614 dakikalık okuma26 views

Selahaddin Eyyubi: Belgelerin Gösterdiği Kürt

Read in:TRENDE
Selahaddin Eyyubi: Belgelerin Gösterdiği Kürt

Bir Bakışta

  • Selahaddin Eyyubi 1137 ya da 1138'de Tikrit'te doğdu. Asıl adı Yusuf'tu; Selahaddin, "dinin iyiliği" anlamında bir onur adıdır.
  • Ailesi Tikrit'e kuzeyden gelmişti: bugünkü Ermenistan'daki ortaçağ kenti Devin'den (Dvin). Kaynakların çoğu soyu Rewadî Kürtlerine bağlar.
  • Şam'da, Nureddin Zengi'nin hizmetinde yetişti. Amcası Şirkuh ile Mısır'a gitti; 1169'da vezir oldu, 1171'de Mısır'ın fiilî hükümdarıydı.
  • 4 Temmuz 1187'de Hıttin'de Haçlı ordusunu yendi. 2 Ekim 1187'de Kudüs teslim oldu.
  • 1099'da Haçlılar Kudüs'ü kana bulamıştı. 1187'de Selahaddin şehri katliamsız devraldı; bunu Batı kronikleri de kaydeder.
  • Batı edebiyatı ona istisnai bir yer verdi: Dante onu erdemli ruhların katına koydu; Hıristiyan yazarlar ona "Şövalyeliğin Prensi" dedi.
  • 1898'de Alman İmparatoru II. Wilhelm, Şam'daki harap türbesini onarttı. "Soylu düşman" imgesi Avrupa'da o kadar güçlüydü.
  • Mart 1193'te Şam'da vefat etti. Biyografi yazarının aktardığına göre hazinesinde neredeyse hiç para kalmamıştı.
  • Sonraki yüzyıllar onu çekiştirdi: Arap milliyetçiliği de kimi Türk anlatıları da onu sahiplendi. Belgelerin özeti kısadır: kökeni kayıtlı, mirası çok halklı.
  • Bugün dört parçada adı yaşıyor: Irak'ta bir vilayet, Hewlêr'de bir üniversite, sayısız cami ve sayısız çocuk adı.

Yıl 1898. Alman İmparatoru II. Wilhelm, Şam'da bir türbenin önünde duruyor. Türbe bakımsız; ahşabı yorgun, kubbesi çatlak. İçinde yatan adam yedi yüzyıl önce vefat etmiş. İmparator emir veriyor: burası onarılacak. Lahdin üzerine gümüş bir kandil asılıyor. Kandilde iki arma var: Alman imparatorununki ve Osmanlı sultanınınki.

Bir Hıristiyan imparator, Haçlıları yenen bir Müslüman hükümdarın mezarını neden onartır? Dr. Mehrdad R. Izady bu sahneyi aktarırken İngiliz yazar P. H. Newby'den tek cümle alır: Selahaddin, "soylu düşmanın bulunabilecek en yakın örneğiydi". Tarih kayıtlı: ziyaret, Kudüs'ün alınışından 711 yıl sonra yapıldı.

O lahitte yatan adam Tikrit'te doğdu ve ailesi Kürt'tü. Bu yazı onu hamasetle değil, belgeyle anlatıyor: doğumu, yükselişi, Kudüs'ü, Batı'daki imgesi ve Kürtlüğünün kaynaklardaki yeri.

Devin'den Tikrit'e: Bir Ailenin Yolu

Selahaddin 1137 ya da 1138'de doğdu. Zamanı bağlayalım: Malazgirt savaşından 66 yıl sonra, Haçlıların Kudüs'ü almasından 38 yıl sonra. Doğum yeri Tikrit'tir; bugünkü Irak'ta, Dicle kıyısında bir kale kasabası.

Aile oralı değildi. Peki nereden gelmişti? Kayıtlara göre dedesi Şadî, iki oğluyla birlikte Devin'den çıktı. Devin, bugünkü Erivan'ın güneyinde bir ortaçağ kentiydi. Dr. Izady, onuncu yüzyıl ortasında Devin çevresinin yoğun Kürt nüfusuyla kayda geçtiğini yazar. Kaynakların çoğu aynı yönü gösteriyor: aile, Hedbanî aşiret ağacının Rewadî dalından geliyordu. Rusya doğumlu şarkiyatçı Vladimir Minorsky bu kayıtları "Selahaddin'in Öntarihi" adlı çalışmasında tek tek inceledi ve aynı sonuca vardı.

Şadî'nin oğulları asker ve yöneticiydi. Necmeddin Eyyub Tikrit kalesini yönetti; hanedan adını bu babadan alır. Kardeşi Şirkuh sert mizaçlı bir komutandı. Dönem kaynaklarında anlatılan şudur: Şirkuh bir kavgada adam öldürünce aile Tikrit'ten çıkarıldı ve yola tam da Yusuf'un doğduğu gece düşüldü. Hikâyenin süsü sonradan eklenmiş olabilir. Belgenin kesin dediği ikilidir: yer Tikrit, dönem 1137-38.

Şam'da Yetişen Genç: Kimin Hizmetinde?

Aile önce Musul'a, Zengi'nin hizmetine girdi; sonra Baalbek ve Şam geldi. Selahaddin çocukluğunu ve gençliğini bu hatta geçirdi: Musul çevresi, Baalbek kalesi, Şam sarayı. Babası ve amcası, Zengi'nin oğlu Nureddin'in en güvendiği adamlarındandı.

Bu tablo tek bir ailenin şansı değildi. The Cambridge History of the Kurds'te Boris James şunu gösterir: 1130'lardan itibaren Musul çevresinde Kürt askerî grupları, aralarında Selahaddin'in ailesi de var, Türk kökenli Zengi yönetimini güçlendirmek için devşirildi. David McDowall da aynı zemini çizer: halifelik orduları Kürt subay ve birliklerini yüzyıllardır tanıyordu; Akka'yı Haçlılara karşı bir Kürt komutan savunmuştu.

Genç Yusuf bu dünyada yetişti: at, silah, divan yazışması ve din eğitimi. Kendini ne sayıyordu? Bu soruyu yazının sonuna saklayalım; önce onu tarihe geçiren yıllara bakalım.

Mısır Kapısı: Amca ile Yeğen

1160'larda Mısır zengin ama sahipsizdi. Kahire'deki Fatımi halifeliği içten çürümüştü; Haçlılar da Nureddin de o boşluğa bakıyordu. Nureddin, Mısır seferlerinin başına Şirkuh'u koydu. Şirkuh yeğenini yanında götürdü.

Selahaddin'in gönülsüz gittiği aktarılır; biyografi yazarı İbn Şeddad'a "sanki kesime gider gibi gittim" dediği kaydedilir. Üç sefer yapıldı. 1169'da Şirkuh Kahire'de Fatımi halifesinin veziri oldu ve iki ay sonra öldü. Vezirlik, otuz iki yaşındaki yeğene kaldı.

Sonrası hızlıdır. 1171'de Selahaddin Fatımi halifeliğini sessizce sona erdirdi; hutbe Bağdat adına okundu. 1174'te Nureddin vefat edince Şam'ı aldı. On yıl içinde Mısır ile Suriye tek elde birleşti. Dr. Izady'nin özetiyle devlet; Mısır'dan Yemen'e, Hicaz'dan Kürdistan'a uzanan bir imparatorluğa dönüştü. Bu devletin sonraki kolları ve Hasankeyf'e uzanan hikâyesi ayrı bir yazının konusudur; burada portrede kalıyoruz.

1187: Hıttin'de Bir Öğle Vakti

Temmuz 1187. Taberiye gölünün batısında, Hıttin denen çift tepenin eteğinde iki ordu duruyor. Haçlı ordusu bir gün boyunca susuz yürütülmüş; Selahaddin su kuyularını ve gölü kesmiş. 4 Temmuz günü çember kapandı. Kudüs Kralı esir düştü; Haçlıların kutsal emaneti olan Gerçek Haç ele geçti.

Hıttin neden bu kadar önemli? Çünkü Haçlı krallığının ordusu bir öğle vaktinde eridi ve kapılar ardına kadar açıldı. Ekim başında Selahaddin Kudüs önündeydi. Şehri savunan Balian ile pazarlık yapıldı. 2 Ekim 1187'de Kudüs teslim oldu. Haçlılar şehri 88 yıldır ellerinde tutuyordu.

Dökülmeyen Kan: 1099'a Karşı 1187

Şimdi iki tarihi yan yana koyalım.

1099: Birinci Haçlı Seferi Kudüs'ü aldı. Şehirde yaşayan Müslümanlar ve Yahudiler kılıçtan geçirildi. Bunu düşman propagandası değil, Haçlıların kendi kronikleri anlatır; sefere katılan rahip Raymond, sokaklardaki kanı dizlere varan bir imgeyle yazdı. İmge abartılı olabilir; katliamın kendisi kayıtlıdır.

1187: Selahaddin aynı şehri aldı ve kimse kılıçtan geçirilmedi. Teslim düzenli işledi. Dönem kaynakları fidye rakamlarını bile verir: erkeğe on, kadına beş, çocuğa iki dinar. Ödeyemeyen binlerce kişiden büyük bölümünün salıverildiği, komutanların ve Selahaddin'in kendi kesesinden fidyeler ödendiği aktarılır. Doğu Hıristiyanları şehirde kaldı; Kıyamet Kilisesi kapatılmadı.

Bu yumuşaklık neden? Bir yanı siyasi akıldı: yıkılmış bir şehir yönetilemez. Bir yanı da kayıtlı bir karakterdi: dönemin Haçlı yazarları bile onun sözünde durmasını not etti. Sıfata gerek yok. İki tarih yan yana duruyor: 1099 ve 1187. Belge konuşuyor.

Batı'nın Gözünde: Cehennemde Saygın Bir Köşe

Avrupa, kendisini yenen adamı unutmadı; tam tersi oldu. Selahaddin, Batı edebiyatının en garip istisnalarından birine dönüştü: sevilen düşman.

Dante, İlahi Komedya'da cehennemi kat kat yazarken onu en hafif kata, vaftizsiz erdemlilerin arasına koydu; "tek başına, ayrı bir yerde" oturur. Bir ortaçağ Hıristiyan şairi için bundan büyük iltifat zordu. Boccaccio, Decameron'da onu bilge ve cömert hükümdar olarak anlattı. Lessing'in Bilge Nathan oyununda (1779) hoşgörünün üç yüzünden biri odur. Walter Scott'ın Tılsım romanı (1825) onu Aslan Yürekli Richard'ın centilmen rakibi yaptı. Haçlı kroniklerinde anlatılan şudur: Yafa önünde atı vurulan Richard'a Selahaddin savaşın ortasında at gönderdi. Sahne süslenmiş olabilir; imge yerleşti.

Dr. Izady bu imgenin adını da verir: Hıristiyanlar ona "Şövalyeliğin Prensi" unvanını yakıştırdı. 1898'deki türbe onarımı, yazının başındaki o sahne, bu yedi yüzyıllık imgenin mührüdür. Peki aynı Batı onun kökenini biliyor muydu? Çoğu zaman hayır; onu "soylu Sarazen", yani soylu Doğulu sayıp geçti. Kökenin kaydı başka raflarda duruyordu.

Kürt mü? Kaynaklar Ne Diyor, Sonradan Kim Ne Dedi?

Önce dönemin belgeleri. Selahaddin'in yanında yıllarca bulunan biyografi yazarı İbn Şeddad ve dönemin öteki Arapça kaynakları ailenin Kürt kökenini bilir ve yazar. On üçüncü yüzyılın büyük biyografi sözlüğü, İbn Hallikan'ın Vefeyat'ı, Eyyubi hükümdarlarını anlatırken soyu Devinli Rewadî Kürtlerine bağlar. Şeref Han 1597'de Şerefname'yi, yani ilk kapsamlı Kürt tarihini yazarken Eyyubilere ayrı bir bölüm ayırdı ve İbn Hallikan'dan yararlandı. Modern bilim de aynı yerde durur: Minorsky'nin incelemesi, Dr. Izady'nin el kitabı, McDowall'ın modern tarihi kökeni aynı biçimde verir. Belgeler açık: köken kayıtlıdır.

Sonra yirminci yüzyıl geldi ve ölmüş hükümdarı milliyetçilikler paylaşamadı. Mısır'da 1963'te çekilen Nasır dönemi filmi "el-Nasır Selahaddin", onu Arap birliğinin kahramanı yaptı; filmde Kürt kelimesi anılmaz. Tikrit doğumlu Saddam Hüseyin, hemşehrisi Selahaddin'i Arap simgesi olarak afişlere taşıdı. Türkiye'de kimi popüler anlatılar onu Türk saydı; gerekçe olarak ordusundaki Türk askerler gösterildi. Bu çekiştirmeler belgeyi değiştirmedi. Değiştirmesi de gerekmiyor; çünkü dürüst cümle iki parçalıdır: kökeni kayıtlı, mirası çok halklı.

Mirasın çok halklı olduğunu söyleyen de zaten belgedir. McDowall şunu hatırlatır: Selahaddin Kürdistan'da hiç yaşamadı; kendini Kürt önderi değil, İslam'ın askeri saydı; Kürdistan'ın ortasındaki verimli Şehrizor ovasını bir Türk memlüküne verdi. Devletinin dili Arapçaydı, ordusu Kürt, Türk ve Arap karışımıydı. On ikinci yüzyılda milliyetçilik yoktu; ondan modern bir kimlik beklemek tarihe haksızlıktır.

Ama madalyonun öbür yüzü de belgelidir. Boris James, Eyyubi dönemini Kürtlerin Mısır ve Suriye'ye entegrasyonunun zirvesi sayar; hanedan sonraki kuşakların gözünde "Kürt hanedanının ta kendisi" oldu. Dr. Izady çarpıcı bir ayrıntı aktarır: Mısırlı tarihçi el-Makrizî 1440'ta, hanedanın düşüşünden iki yüzyıl sonra, büyük eserinin ilk sayfasını Kürt aşiretlerinin listesine ayırdı; çünkü Mısır'ın seçkinleri arasında Kürt adları hâlâ kaynıyordu. Hanedanın kendi içinden tarihçi bile çıktı: Hama hükümdarı Ebü'l-Fidâ. Dr. Izady onu Eyyubi soyundan bir Kürt olarak tanımlar. Kökeni unutan bir hanedan, bu izleri bırakmazdı.

Bugün: Dört Parçada Bir Ad

Selahaddin Mart 1193'te Şam'da vefat etti. Elli beş yaşındaydı. İbn Şeddad'ın aktardığı ayrıntı, bu portrenin en sağlam kapanışıdır: hazinesinden cenaze masrafını zor karşılayacak kadar para çıktı. Bir imparatorluk bırakmıştı; servet bırakmadı.

Peki bugün ondan ne kaldı? Dört parçaya bakalım. Irak'ta Tikrit merkezli vilayetin adı Selahaddin'dir. Hewlêr'deki büyük üniversite onun adını taşır. Kahire'nin üstünde onun başlattığı kale durur; Şam'daki türbesi hâlâ ziyaretçi alır. Ve dört parçada da binlerce çocuğa Selahaddin adı verilir. Kürt hafızası onu kaybedilmemiş bir dava gibi saklar: devletsiz bir halkın, devlet kurmuş oğlu.

Bu hafızanın tuzağı hamasettir; ilacı ise bu yazının yöntemi: tarih, yer, kaynak. Selahaddin'i büyüten süslü sıfatlar değil, yan yana duran iki tarih ve harap bir türbeyi onartan yedi yüzyıllık saygıdır. Gerisi belgede yazar; okumak yeter.

Sık Sorulan Sorular

Selahaddin Eyyubi Kürt müdür? Dönem kaynakları ailesini Devin kökenli Rewadî Kürtlerinden kaydeder; İbn Hallikan'ın biyografi sözlüğü, Şerefname, Minorsky, Izady ve McDowall aynı yönü gösterir. Kökeni kayıtlıdır. Kendisi ise modern anlamda milli bir önder değil, İslam devletinin hükümdarıydı; mirası çok halklıdır.

Selahaddin Kudüs'ü ne zaman ve nasıl aldı? 4 Temmuz 1187'de Hıttin'de Haçlı ordusunu yendi; 2 Ekim 1187'de Kudüs pazarlıkla teslim oldu. Şehirde katliam yapılmadı; fidye düzeni işletildi, ödeyemeyenlerin çoğunun salıverildiği aktarılır. 1099'daki Haçlı katliamıyla kontrast, Batı kroniklerinde bile kayıtlıdır.

Batı edebiyatı Selahaddin'i neden sever? 1187'deki tutumu "soylu düşman" imgesini doğurdu. Dante onu erdemli ruhların katına koydu; Boccaccio, Lessing ve Walter Scott bu imgeyi büyüttü. 1898'de Alman imparatoru türbesini onarttı.

Eyyubi devleti ne kadar sürdü? Selahaddin 1169'dan 1193'e kadar yönetti. Dr. Izady'nin özetiyle hanedanın kolları Mısır ve Suriye'de 13. yüzyıl ortasına, Kürdistan'da ise 15. yüzyıl sonuna kadar sürdü. O kolların hikâyesi bu portrenin dışındadır.

Selahaddin nerede gömülüdür? Şam'da, Emevi Camii'nin bitişiğindeki türbesinde. Vefatı Mart 1193'tür.

Kaynaklar ve İleri Okuma

Temel kaynaklar (Bedel Boseli koleksiyonundan):

  • Dr. Mehrdad R. Izady, The Kurds: A Concise Handbook (4. baskı); ortaçağ tarihi bölümü, Eyyubi ve 1898 türbe kaydı.
  • David McDowall, A Modern History of the Kurds; Selahaddin ve ortaçağ Kürt askerî geleneği değerlendirmesi.
  • Hamit Bozarslan vd. (ed.), The Cambridge History of the Kurds (2021); Boris James'in Kürt emirlikleri ve Eyyubi dönemi bölümü.
  • Şeref Han, Şerefname (1597; Dr. Izady'nin İngilizce baskısı); Eyyubiler bölümü ve İbn Hallikan bağlantısı.

Ek okuma:

  • V. Minorsky, Studies in Caucasian History içinde "The Prehistory of Saladin" (1953).
  • Bahâeddin İbn Şeddad'ın Selahaddin biyografisi (çeşitli çevirileri).
  • Boris James, Saladin et les Kurdes (2006).
  • P. H. Newby, Saladin in His Time (1983).

Sosyal Medya Özetleri

Aşağıdaki özetler paylaşım içindir; kopyalayıp kullanabilirsiniz.

  1. 1898'de Alman imparatoru Şam'da harap bir türbeyi onarttı ve üstüne gümüş kandil astırdı. İçinde yatan, 711 yıl önce Kudüs'ü alan Kürt hükümdardı: Selahaddin. "Soylu düşman" imgesinin belgesi: bedelboseli.com/selahaddin-eyyubi-belgelerin-gosterdigi-kurt

  2. 1099'da Haçlılar Kudüs'ü aldı ve şehri kana buladı; bunu kendi kronikleri yazar. 1187'de Selahaddin aynı şehri aldı; kimse kılıçtan geçirilmedi. İki tarih yan yana, belge konuşuyor: bedelboseli.com/selahaddin-eyyubi-belgelerin-gosterdigi-kurt

  3. Dante cehennemi yazarken kendisini yenen adama en hafif katta, erdemliler arasında yer açtı: Selahaddin, "tek başına, ayrı bir yerde". Batı'nın sevdiği tek düşmanın hikâyesi: bedelboseli.com/selahaddin-eyyubi-belgelerin-gosterdigi-kurt

  4. Selahaddin'in soyu dönem kaynaklarında kayıtlı: Devinli Rewadî Kürtleri. Sonradan kimi onu Arap yaptı, kimi Türk. Belge değişmedi. Dürüst özet şu: kökeni kayıtlı, mirası çok halklı: bedelboseli.com/selahaddin-eyyubi-belgelerin-gosterdigi-kurt

  5. Mısır'dan Yemen'e imparatorluk kurdu. Mart 1193'te Şam'da vefat ettiğinde hazinesinden cenaze masrafı zor çıktı. Biyografı yazdı: imparatorluk bıraktı, servet bırakmadı: bedelboseli.com/selahaddin-eyyubi-belgelerin-gosterdigi-kurt

Diesen Artikel teilen