Skip to content
BEDEL BOSELI
Zurück zu den Artikeln

Şark Islahat Planı'ndan 2932 sayılı yasaya, köy adlarından TRT'nin Kürtçe kanalına: Kürtçe yasaklarının belgeli kronolojisi ve dilin hayatta kalma yolları.

Kürtçe Yasaklarının Yüzyılı: Bir Dilin Yaşama SavaşıTarih ve Kimlik
13 Temmuz 202613 dakikalık okuma46 views

Kürtçe Yasaklarının Yüzyılı: Bir Dilin Yaşama Savaşı

Read in:TRENDE
Kürtçe Yasaklarının Yüzyılı: Bir Dilin Yaşama Savaşı

Bir Bakışta

  • 1923 tarihli Lozan Antlaşması'nın 39. maddesi, her yurttaşa ticarette, basında ve toplantıda dilediği dili kullanma güvencesi verdi. Bu madde uygulanmadı.
  • Eylül 1925 tarihli Şark Islahat Planı'nın 14. maddesi, sayılan il ve ilçelerde devlet dairesinde, okulda, çarşıda ve pazarda Türkçeden başka dil kullananlara ceza öngördü.
  • 1928'de başlayan "Vatandaş Türkçe Konuş" kampanyaları 1933'te yeniden alevlendi. Sözlü tarih, çarşıda Kürtçe kelime başına kesilen para cezalarını anlatır.
  • Kürtçe köy adları on yıllar boyunca değiştirildi. McDowall'ın aktardığı sayım açık: 1986'ya kadar altı ilde 3.524 köyden 2.842'sinin adı değişmişti.
  • 19 Ekim 1983 tarihli 2932 sayılı kanun, Kürtçeyi adını anmadan yasakladı. Kanun 12 Nisan 1991'de kaldırıldı.
  • Yasak yıllarında dil evde, ninnide, dengbêj sesinde ve kaçak kasetlerde yaşadı. Erivan Radyosu sınırın ötesinden bir ses köprüsü kurdu.
  • Ağustos 2002'deki Avrupa Birliği uyum paketi, "farklı dil ve lehçelerde" yayına ve özel kurslara kapı araladı.
  • TRT'nin Kürtçe kanalı 1 Ocak 2009'da yayına başladı; 2015'te TRT Kurdî adını aldı. Aynı yıllarda üniversitelerde Kürt dili bölümleri açıldı.
  • Suriye 1962'de bir günlük sayımla on binlerce Kürdü vatandaşlıktan çıkardı; Kürtçe yayın orada da on yıllarca yasak kaldı.
  • Bugün Türkiye'de Kürtçe seçmeli ders olarak okutuluyor; eğitim dili değil. Bu bir yorum değil, mevzuat durumudur.

Yıl 1940'ların başı, yer Diyarbakır çarşısı. Kozluklu bir din adamı, Mele Abdullah, alışveriş için kente inmiş. Türkçe bilmiyor; derdini Kürtçe anlatıyor. Bir zabıta kolundan tutup onu belediye reisinin karşısına çıkarıyor. Reisin kararı kısa: çarşıda Kürtçe konuşmuş, her kelime için beş kuruş ödeyecek.

Mele Abdullah cebindeki bütün parayı masaya bırakıyor. Sonra ekliyor: ben Türkçe bilmiyorum, akşama kadar çarşıda Kürtçe konuşacağım; zabıtan yanımda gelsin, akşam hesabı keser, üstünü verirsin.

Bu sahne bir mahkeme tutanağı değil, sözlü tarih kaydıdır. Tarihçi Ayşe Hür bunu 1999 tarihli bir dergiden aktarır. Belgeyle desteklenen yanı şudur: o yıllarda kamusal alanda Kürtçe konuşmak gerçekten cezaya tabiydi. Bir dil düşünün: konuşanı kelime başına ücretlendiriliyor. Bu yazı, o dilin yüzyılını anlatıyor. Olayların değil, kararnamelerin ve kanunların izinden gideceğiz.

Lozan Ne Dedi, Ankara Ne Yaptı?

Başlangıç noktası bir uluslararası antlaşmadır. 1923 tarihli Lozan Antlaşması'nın 39. maddesi açıktır: her Türkiye yurttaşı ticarette, dinde, basında, yayında ve açık toplantılarda dilediği dili kullanabilir. Madde ayrıca mahkemede kendi dilini sözlü kullanma kolaylığı tanır. Kâğıt üzerinde bir Kürt, Kürtçe gazete çıkarabilir, Kürtçe propaganda yapabilirdi.

Uygulama başka yöne gitti. 1924'te öğretim birleştirildi, medreseler kapandı. Kürtçenin yüzyıllardır okutulduğu odalar böylece resmen sustu. Peki dönüm noktası neydi?

Cevap 1925'tedir. Şeyh Said önderliğindeki başkaldırının bastırılmasından hemen sonra hükümet, Şark Islahat Planı adlı gizli bir program onayladı. Planın 14. maddesi, Malatya'dan Van'a uzanan bir il ve ilçe listesi sayar. Bu yerlerde hükümet dairelerinde, okullarda, çarşı ve pazarlarda Türkçeden başka dil kullananlar "hükümet emirlerine muhalefet" suçundan cezalandırılacaktır. Ayşe Hür bu maddeyi belgeden aktarır. Mele Abdullah'ın beş kuruşluk cezasının hukuki zemini işte bu satırlardır.

Plan yalnız dili hedeflemedi. Sürgünler ve iskân kararları da içeriyordu. Ama bu yazının konusu dil politikasıdır ve o cephede plan, yarım yüzyıl yürürlükte kalmış gibi işledi.

Vatandaş Türkçe Konuş: Çarşı ve Sokak Yılları

1928'de üniversite öğrencilerinin başlattığı "Vatandaş Türkçe Konuş" kampanyası, kamusal alandaki dilleri hedef aldı. Kampanya 1933'te yeniden alevlendi. Levhalar asıldı, gazeteler destek yazıları yayımladı. Hedefte önce gayrimüslim azınlıkların dilleri görünüyordu; doğu illerinde ise yük Kürtçenin üzerine bindi.

Gündelik hayatta bu ne demekti? Diyarbakırlı yazar Şeyhmus Diken'in aktardığı bir sahne var. Türkçe bilmeyen bir adam fırına gidiyor. Ekmek isteyecek ama Türkçesi yok. Çareyi şu cümlede buluyor: "Ka nanekî bi Tirkî bide." Yani: bana Türkçe bir ekmek ver. Fırıncı hali anlıyor, ekmeği uzatıyor: al sana Türkçe bir ekmek.

Devletin sözlüğü de değişiyordu. McDowall'ın kaydettiği bir ayrıntı: 1938'den itibaren resmi söylem Kürtlerden "dağ Türkleri" diye söz etmeye başladı. Dil yasağının mantığı buradan okunur. Kürtçe yasaklanmıyordu çünkü resmi kabule göre böyle bir dil yoktu. 1934 İskân Kanunu da nüfusu "Türk kültürlü" olup olmamasına göre bölgelere ayırdı; amaç kültürel eritmeydi.

1960 darbesinden sonra kampanya geri döndü. Gazeteci Ahmet Kahraman, köy adlarının Türkçeleştirilmesinin hızlandığını ve "vatandaş Türkçe konuş" havasının yeniden estirildiğini yazar. Kahraman, darbe lideri Cemal Gürsel'in bir doğu gezisinde halka söylediği sözü de aktarır: size Kürt diyenin yüzüne tükürün, hepiniz Türksünüz.

Haritadan ve Nüfus Kâğıdından Silmek

Dil yalnız konuşulurken yasaklanmadı. Yer adlarından ve çocuk adlarından da silindi.

Köy adlarının değiştirilmesi on yıllara yayılan bir idari programdı. McDowall somut bir sayım verir: 1986 itibarıyla Adıyaman, Gaziantep, Urfa, Mardin, Siirt ve Diyarbakır'da 3.524 köyden 2.842'sinin adı değiştirilmişti. Türkiye genelinde değiştirilen köy adı sayısını araştırmalar 12 bin dolayında verir. Kesin toplam kaynaktan kaynağa oynar; ölçek oynamaz.

Peki insanlar ne oldu? Nüfus kanunu, "milli kültüre aykırı" adların nüfusa yazılmasını yasaklıyordu. McDowall, bu hükümle Kürtçe ad koyamayan aileleri ve mahkeme yoluyla adı değiştirilen çocukları kaydeder. Bir ailenin çocuğuna kendi dilinde ad verememesi, yasağın en özel alana uzandığı noktadır.

Şunu da not edelim: adı değiştirilen köylerde halk eski adı kullanmayı sürdürdü. Resmi haritayla halkın haritası yüzyıl boyu ayrı yaşadı. Bugün pek çok köy çift adıyla anılır.

Bir Şiir Neden Devlet Meselesi Oldu?

Yasakların basınla imtihanı için tek bir olay yeter. 31 Ağustos 1959'da Diyarbakır'da çıkan İleri Yurt gazetesinde Musa Anter, "Qimil" başlıklı Kürtçe bir şiir yayımladı. Şiir, kımıl böceğinin buğdayı vurduğu bir hasadı ve bir köylü kızın türküsünü anlatıyordu. Konu tarım zararlısıydı; suç sayılan, dilin kendisiydi.

Ankara basını ayağa kalktı. Ulusal gazeteler "bu gazeteye kim kâğıt veriyor" diye sordu. Anter hakkında dava açıldı; ardından 49 Kürt aydınının tutuklandığı ünlü 49'lar Davası geldi. Anter ömrünü mahkemelerde geçirdi. 1992'de Diyarbakır'da silahlı saldırıyla öldürüldü; failler devlet içindeki karanlık yapıya uzanır.

Aynı dönemin bir başka belgesi parti kapatmadır. Anayasa Mahkemesi 1971'de Türkiye İşçi Partisi'ni kapattı; gerekçeler arasında kongre kararındaki Kürt halkının varlığına dair cümle vardı. Sosyolog İsmail Beşikçi, Kürtlerin varlığını yazdığı için üniversiteden atıldı, yıllarca hapis yattı. Dil yasağı, kelimenin yasağına genişlemişti: Kürtçe yasaktı, "Kürt" demek de riskliydi.

2932 Sayılı Yasa: Adı Anılmayan Dilin Kanunu

12 Eylül 1980 darbesi, dile karşı en sert dönemi açtı. Darbecilerin yazdırdığı 1982 Anayasası, "kanunla yasaklanmış dil" kavramını anayasa metnine soktu. Aralık 1982'de Milli Eğitim Bakanlığı valilere bir genelge gönderdi: doğu ve güneydoğudaki halk türküleri yalnız Türkçe söylenecekti. Bunu McDowall belgeler.

Asıl kanun 1983'te geldi. 19 Ekim 1983 tarihli ve 2932 sayılı "Türkçeden Başka Dillerle Yapılacak Yayınlar Hakkında Kanun" şunu ilan etti: Türk vatandaşlarının ana dili Türkçedir. Türkçeden başka dillerin ana dil olarak kullanılmasına ve yayılmasına yönelik her türlü faaliyet yasaktır. Toplantıda başka dilde pankart taşımak, izinsiz plak, kaset ve video yayımlamak da yasak kapsamındaydı.

Kanunun tuhaflığı hemen göze çarpar: metinde "Kürtçe" kelimesi geçmez. Yasak, "Türkiye'yi tanıyan devletlerin birinci resmi dilleri" dışındaki dilleri hedefler. Neden birinci resmi diller? McDowall'ın işaret ettiği ayrıntı şudur: Kürtçe o tarihte Irak'ta ikinci resmi dildi. Formül, Kürtçeyi adını anmadan dışarıda bırakmak için kurulmuştu. Bir dili yasaklayan kanun, o dilin adını yazmaya bile çekinmişti.

Bu dönemde kaset ve yayın denetimi gündelik hayatın parçasıydı. Kürtçe kasetler toplatılıyor, düğünlerde söylenen türküler soruşturma konusu olabiliyordu. Cezaevlerinde görüş günlerinde Kürtçe konuşma yasağı uygulandı; Türkçe bilmeyen analar çocuklarıyla konuşamadı. Bunu dönemin insan hakları raporları ve tanıklıklar kaydeder.

Kanun sekiz yıl yaşadı. Turgut Özal'ın girişimiyle Meclis, 12 Nisan 1991'de 2932'yi kaldırdı. Aynı gün çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu ise ifade alanını başka yoldan daraltmayı sürdürdü. Aralık 1991'de ilk yasal Kürtçe gazete yayına başladı; toplatmalar ve davalar peşini bırakmadı. Yasak kalkmıştı; baskı biçim değiştirmişti.

Sınırın Ötesinde: Suriye'de Bir Günlük Sayım

Kürtçenin yasak yüzyılı Türkiye ile sınırlı değildir. Şam hükümeti 23 Ağustos 1962'de 93 sayılı kararnameyi çıkardı ve Hesekê vilayetinde olağanüstü bir nüfus sayımı yaptırdı. Sayım 5 Ekim günü, tek günde tamamlandı. Arap olmayan herkes, fiilen yalnız Kürtler, 1945 öncesinde Suriye'de yaşadığını belgeyle kanıtlamak zorundaydı. Kanıtlayamayan yaklaşık 120 bin Kürt vatandaşlıktan çıkarıldı; statü çocuklara da geçti ve sayı kuşaklar içinde 200 bini aştı. McDowall ayrıca sonraki yasakları sıralar: 1958'den itibaren Kürtçe yayın yasağı, 1986'da işyerinde Kürtçe yasağı, 1988'de düğünlerde Arapça olmayan şarkı yasağı. Kitaplar Beyrut'ta basılıp gizlice sokuldu, Kürtçe ders evlerde verildi.

Karşılaştırma için iki cümle yeter. Irak'ta Kürtçe 1931 tarihli Yerel Diller Yasası'yla kimi bölgelerde resmi işlem dili oldu; 1970 özerklik anlaşması Kürtçe eğitimi genişletti ve bugün Irak Kürdistan Bölgesi'nde eğitim dilidir. İran Kürtçeyi hiçbir dönem Türkiye ölçüsünde yasaklamadı; yayın aralıklarla mümkün oldu ama devlet okulunda Kürtçe eğitim orada da kurulmadı.

Yumuşama Yılları: Ekran, Kurs, Kürsü

2000'ler farklı bir sayfa açtı. 2001 anayasa değişikliği "yasak dil" ibarelerini metinden çıkardı. Ağustos 2002'de kabul edilen Avrupa Birliği uyum paketi, radyo ve televizyonda "Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde" yayına izin verdi; aynı formülle özel dil kursları açılabilecekti. Kanun metinleri arşivde duruyor. Dikkatli okur örüntüyü görür: 1983'ün yasağı da 2002'nin izni de Kürtçenin adını anmadan yazıldı.

Uygulama ağır aksak yürüdü. 2004'te TRT haftada birkaç saatlik Kürtçe yayın denedi; aynı yıllarda açılan özel Kürtçe kurslarının çoğu birkaç yıl içinde kapandı. Asıl eşik 1 Ocak 2009'du: TRT'nin tam gün Kürtçe yayın yapan kanalı açıldı. Kanal 2015'te TRT Kurdî adını aldı. Bir devlet kanalı, çeyrek yüzyıl önce kanunla yasaklanmış dilde yayına geçmişti.

Üniversite kapısı da aralandı. 2009'da Mardin Artuklu Üniversitesi'nde Yaşayan Diller Enstitüsü kuruldu; 2011-2012 ders yılında Türkiye'de ilk kez Kürt Dili ve Edebiyatı lisans öğrencileri alındı. 2012'de ortaokullara seçmeli Kürtçe dersi girdi. Peki eksik olan ne?

Eksik olan, eğitim dilidir. Türkiye'de bugün Kürtçe seçmeli ders olarak okutulabiliyor; ana dilde eğitim, yani derslerin Kürtçe verildiği devlet okulu yok. Bu cümle bir polemik değil, mevzuatın fotoğrafıdır. Lozan'ın 39. maddesiyle bugünkü tablo yan yana konduğunda, yüzyılın hesabı okura kalır.

Dil Bu Yüzyıldan Nasıl Sağ Çıktı?

Bir dili kanunla yasaklayabilirsiniz. Peki nasıl oluyor da dil ölmüyor?

Cevabın ilk yarısı evdedir. Kürtçe, kamusal alandan silindiği dönemlerde mutfakta, ninnide, masalda yaşadı. Dil kuşaktan kuşağa en çok kadınların sesiyle geçti. Yasak, okula ve meydana hükmedebildi; ocak başına hükmedemedi.

İkinci yarısı sestedir. Dengbêjler, yani sözün ustası ozanlar, yazının yasaklandığı yerde hafızayı ezberle taşıdı. Erivan Radyosu'nun Kürtçe yayınları sınırın ötesinden aynı işi gördü. Radyo arşivinde 1.500'den fazla taş plak ve bant kaydı birikti; 1993'e kadar 1.730 şarkı ve türkü kayda geçirildi. Türkiye'de Kürtçenin yasak olduğu yıllarda köy evleri akşamları bu frekansa kilitlendi. Kaçak çoğaltılan kasetler de aynı ağın parçasıydı; 1991'e gelindiğinde Kürtçe müzik kasetleri artık açıkça satılıyordu. Bu iki hikâyeyi sitemizde ayrıca anlattık: dengbêj geleneği ve Erivan Radyosu yazılarına bakabilirsiniz.

Üçüncü yarı sürgündedir. İlk Kürtçe gazete 1898'de Kahire'de çıkmıştı; yüzyılın sonunda aynı işi İsveç üstlendi. 1996'da bir İsveç gazetesi, o güne kadar İsveç'te 500 Kürtçe kitap basıldığını yazıyordu. Yasaklanan dil, başka ülkelerin matbaalarında edebiyat dili olarak büyüdü. O hikâye de bu sitede ayrı bir yazının konusudur.

Hesap özetle şudur: yasak yüz yıl sürdü, dil yüz yılı geçti. Kanun metinleri arşivlerde duruyor. Dil ise hâlâ konuşuluyor.

Sık Sorulan Sorular

Kürtçe Türkiye'de hangi kanunla yasaklandı? En açık düzenleme, 19 Ekim 1983 tarihli 2932 sayılı kanundur. Kanun, Türkçeden başka dillerin ana dil olarak kullanılmasını ve bu dillerde yayını yasakladı; metinde Kürtçenin adı geçmez. Öncesinde 1925 Şark Islahat Planı ve çeşitli idari kararlar aynı işi görmüştü.

2932 sayılı yasa ne zaman ve nasıl kaldırıldı? 12 Nisan 1991'de, Terörle Mücadele Kanunu'na konan bir hükümle yürürlükten kalktı. Aynı kanun ifade özgürlüğünü başka maddelerle sınırlamayı sürdürdü; Kürtçe yayınlar 1990'larda da toplatma ve davalarla uğraştı.

"Vatandaş Türkçe Konuş" kampanyası nedir? 1928'de öğrenci dernekleriyle başlayan, 1933'te yeniden alevlenen bir kamusal baskı kampanyasıdır. Kamuya açık yerlerde Türkçeden başka dil konuşulmaması dayatıldı. Doğu illerinde bu baskı Kürtçe konuşana para cezasına kadar vardı.

TRT'nin Kürtçe kanalı ne zaman açıldı? 1 Ocak 2009'da TRT 6 adıyla yayına başladı; 10 Ocak 2015'te adı TRT Kurdî oldu. Kanal Kurmancî ve Zazakî yayın yapar. Kürtçenin lehçeleri için sitemizdeki "Kürtçe dil mi lehçe mi" yazısına bakabilirsiniz.

Bugün Türkiye'de Kürtçe eğitim var mı? Seçmeli ders var, eğitim dili yok. 2012'den beri ortaokullarda seçmeli Kürtçe dersi açılabiliyor; kimi üniversitelerde Kürt dili bölümleri ve enstitüleri çalışıyor. Derslerin Kürtçe verildiği bir devlet okulu sistemi ise bulunmuyor.

Kaynaklar ve İleri Okuma

Temel kaynaklar (Bedel Boseli koleksiyonundan):

  • David McDowall, A Modern History of the Kurds; 2932 sayılı kanunun metni ve çevirisi, Aralık 1982 türkü genelgesi, köy adları sayımı ve Suriye 1962 sayımı buradandır.
  • Ayşe Hür, Kürtlerin Öteki Tarihi (2017) ve Radikal yazıları arşivi; özellikle "Lozan, Şark Islahat Planı ve Kürtçe" (21 Ekim 2012) başlıklı yazı.
  • Ahmet Kahraman, Kürt İsyanları (Evrensel Basım Yayın); 1960 sonrası kampanyalar ve Cemal Gürsel'in sözleri için, çapraz kontrolle kullanıldı.
  • "Ortadoğu'da Kürtçe Radyo Yayınları" başlıklı akademik tez; Erivan Radyosu arşiv sayıları buradandır.
  • Kürt Kütüphanesi (Stockholm) web arşivi: 2002 Avrupa Birliği uyum yasalarının tam metinleri.

Ek okuma:

  • 2932 sayılı kanunun özgün metni, TBMM tutanak arşivi (tbmm.gov.tr).
  • Amir Hassanpour, Nationalism and Language in Kurdistan, 1918-1985 (1992).
  • Mehmet Bayrak, Kürtlere Vurulan Kelepçe: Şark Islahat Planı (2009).
  • TRT Kurdî'nin kuruluşuna dair haber arşivi (bianet.org).

Sosyal Medya Özetleri

Aşağıdaki özetler paylaşım içindir; kopyalayıp kullanabilirsiniz.

  1. 1940'lar, Diyarbakır çarşısı: Kürtçe konuşana kelime başına 5 kuruş ceza. Adam parayı masaya koyar: akşama kadar konuşacağım, hesabı akşam kes. Bir dilin yasak yüzyılı: bedelboseli.com/kurtce-yasaklarinin-yuzyili

  2. 1983 tarihli 2932 sayılı kanun Kürtçeyi yasakladı ama metinde "Kürtçe" kelimesi geçmez. Bir dili adını anmadan yasaklamanın hukuk tarihi: bedelboseli.com/kurtce-yasaklarinin-yuzyili

  3. McDowall'ın sayımı: 1986'ya kadar altı ilde 3.524 köyden 2.842'sinin adı değiştirildi. Resmi haritayla halkın haritası yüzyıl ayrı yaşadı: bedelboseli.com/kurtce-yasaklarinin-yuzyili

  4. 1959'da Kürtçe bir şiir yayımlandı; konusu buğday böceğiydi. Gazete kapandı, davalar açıldı, 49 aydın tutuklandı. Bir şiirin devlet meselesi olduğu yıl: bedelboseli.com/kurtce-yasaklarinin-yuzyili

  5. Yasak kanunla geldi: 1983. Kanunla gitti: 1991. Dil ise evde, ninnide, dengbêj sesinde ve kaçak kasetlerde yüzyılı geçti: bedelboseli.com/kurtce-yasaklarinin-yuzyili

Diesen Artikel teilen